ülkemizde kitap okuma oranı neden düşüktür
Les Meilleurs Sites De Rencontres Amoureuses Gratuit. Ülkemizde gazete ve kitap okuma oranı düşük. NEDEN? Son yıllarda yapılan araştırmalar, Türk toplumunun sosyal, ekonomik ve siyasî şartlarında önemli değişiklikler olmasına rağmen, kitap, gazete, dergi ile arasının iyi olmadığını, toplumumuzun okumayı bir alışkanlık ve hayat tarzı hâline getirmediğini göstermektedir. Meselâ, Millî Eğitim Bakanlığı’nın 1993 yılında yaptırdığı bir ankete göre, gençlerin % 61’inin son bir ayda hiç kitap okumadığı, % 13,4’ünün ise bir kitap okuduğu ortaya Yine yapılan bir araştırmaya göre, ülkemizde okumaya aday ilk grubu oluşturan üniversite gençliğinde okuma oranı % 37,1’ 1993 yılında yapılan bir başka araştırmaya göre ise, yaz aylarında nüfusu üç yüz binin üzerine çıkan Bodrum’da 127 kahvehane 230 içkili restoran 103 kafe-bar 12 disko 3 gazino 2 kumarhane 2 kitapçı var. Açıkça görüldüğü gibi Bodrum’da her şey var, ama kitap yok, kitap okuyan yoktur. Enteresan, üzerinde düşünülmesi gereken bir konu da 1973-1975 yılları arasında Türkiye’de 30 bin kitapçı var. 1993 yılında ise üçbin beşyüz. Onlar da, kaset, oyuncak, kırtasiye satarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Bir başka ilginç durum ise, 1983’te Türkiye’de çeşit kitap basıldığı hâlde, bu 1992’de düşüyor. Aynı yıl, yani 1992’de çeşitli ülkelerde basılan kitap sayısı çeşit olarak ise şöyledir Fransa’da ıngiltere’de Almanya’da Japonya’da ABD’de Günlük gazete satışlarında da, Türkiye ile diğer gelişmiş ülkeler arasında benzer uçurumlar dikkati çekiyor. Türkiye’de verilen bütün hediyelere, yapılan bütün promosyonlara rağmen gazetelerin toplam tirajı üç milyonu bir türlü geçmiyor. Toplam tiraj Japonya’da 68 milyonu, ABD’de ise 63 milyonu geçiyor. Bir Japon, yılda 25 kitap okuyor, Bir ısveçli, yılda 10 kitap okuyor, Bir Fransız, yılda 7 kitap okuyor. Türkiye’de ise 6 Türk, yılda 1 kitap okuyor. Hâlen ülkemizde 95 kişiye bir kahvehane, ama 65 bin kişiye bir kütüphane düşüyor. Ayrıca Japonya’da, ayakta kitap okuma alışkanlığı bile taşiyomi’ adıyla sözlüğe geçtiği hâlde, bizim ülkemizde bırakın ayakta kitap okumayı, evlerde kitapların yüzüne bile bakılmamakta ve kitaplar genellikle vitrinleri süsleyen bir aksesuar olarak Neden az okuyoruz? Millî Eğitim Bakanlığı’nın 1993 yılında yaptırdığı bir ankete göre insanımızın okumama sebepleri oran olarak şöyledir 1-Kitap okuma alışkanlığının olmaması % 50,2 2-Yeterince zaman bulunamaması % 16,6 3-Boş zamanlarında yoğun olması % 10,6 4-Tv, video ve sinemanın tercih edilmesi % 10,5 5-Kitap fiyatlarının yüksek olması % 4,6 6-Dersleri sebebiyle okuyamama % 3,4 7-Diğer sebepler % 1,9 8-Cevap yok % 2,27 7 Görülüyor ki az okumamızın en önemli sebepleri okuma alışkanlığının olmaması, tv, video ve sinemanın kitap okumaya tercih edilmesi. Fakat bu konuda Türkiye’de özellikle belirli kesimler, yıllarca daha çok, kitap fiyatlarının ülkemizde yüksek olmasını en önemli sebep olarak ileri sürmüşlerdir. Halbuki yapılan araştırmalar bunun doğru olmadığını ortaya koymaktadır. Hem yukarıdaki ankette kitap okumama sebepleri içinde sayılan, kitap fiyatlarının yüksek olması % 4,6 gibi küçük bir oran teşkil etmekte, hem de TÜYAP’ın 1992 Kasım’ında ıstanbul’da düzenlediği kitap fuarını gezenlerin % 56’sının aylık gelirinin iki milyon TL civarında olması, aylık geliri 12-14 milyon lira olanların oranının ise yüzde değil binde sekiz civarında olması bu görüşü çürütmektedir. Ayrıca yapılan bir başka araştırmaya göre 1993 yılında Bodrum’da içilen yerli içki 1 milyon şişe, yabancı içki 55 bin 715 şişedir. Yine aynı araştırmaya göre, Bodrum’da 1993 yılında 6 milyon 100 bin paket yerli sigara 2 milyon 400 bin paket yabancı sigara tüketilmiştir. Yani içki için para var, sigara için para var, fakat kitap için yoktur. Kitap, içki ve sigaradan çok mu pahalıdır? Bizce toplumumuzun az okumasının gerçek sebepleri şunlardır 1-Okuma alışkanlığımızın olmaması. Okuma ise büyük ölçüde bir alışkanlık gerektiriyor. Eğitim sistemimiz kitap okumayı teşvik edici, bunu bir alışkanlık hâline getirici nitelikte değildir. 2-Tv, video, sinema bizi engelliyor. ınsanlar gece boyunca hiçbir seçim yapmaksızın 4-5-6 saat durmadan tv seyrediyor. 3-ınsanların derd-i maişetle meşgul olması. Başka hiçbir şey düşünememesi. 4-Okuyan, düşünen insanlara karşı yıllardan beri takındığımız olumsuz tavır. 5-Gazeteler için ise Basına karşı duyulan güvensizliktir. Halbuki 21. yüzyıla, bilgi çağına girerken, eğer Türk toplumu dünya üzerinde iyi, güzel bir yer edinmek istiyorsa, okumak, düşünmek ve buna bağlı olarak tartışmak, sorgulamak ve eleştirmek ve bilim üretmek zorundadır. Ancak bunları gerçekleştirdiği zaman gelişecek, çağdaşlaşacak ve yer yüzünde tekrar ecdadına lâyık olduğu yeri Dipnotlar 1. Nihat Sami Banarlı, Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, ıst., 1977, s. 223,224. 2. ılber Ortaylı, ıstanbul’dan Sayfalar, ıst. 1993, s. 174. 3. Ziyad Ebuzziya, “Zaman”, 10 şubat 1992. 4. “Milliyet”, 31 Temmuz 1993; “Zaman”, 9 Ağustos 1993. 5. 1990 Türkiye Kültür ve Sanat Yıllığı Türkiye Yazarlar Birliği Yayınları, Ankara, 1990. 6. Bedri Katipoğlu, Niçin Az Okuyoruz?, “Zaman”, 21 şubat 1998. 7. “Milliyet”, 31 Temmuz 1993. Öncelikle neden kitap okumuyoruz şeklinde kendimiz özeleştiri yapmamız gerek. Toplumumuzda kitap okuma oranlarının düşük olmasının nedenleri hakkında görüş sahipi olacağımızı düşünüyorum. Fatih Bağcıoğlu
Türkçe Arapça Almanca İngilizce İspanyolca Fransızca İbranice İtalyanca Japonca Flemenkçe Lehçe Portekizce Rumence Rusça İsveççe Türkçe ukraynaca Çince İngilizce Eş anlamlılar Arapça Almanca İngilizce İspanyolca Fransızca İbranice İtalyanca Japonca Flemenkçe Lehçe Portekizce Rumence Rusça İsveççe Türkçe ukraynaca Çince ukraynaca Bu örnekler aramanıza bağlı olarak kaba sözcükler içerebilir. Bu örnekler aramanıza bağlı olarak günlük dilden sözcükler içerebilir. "okuma oranı" metninin İngilizce çevirisi Yani okuma oranı çok yüksek değil. Yurdumuzda okuma oranı düşüyor mu? İstatistiklere bakıldığında kitap okuyan toplumların, okuma oranı düşük olanlara göre eğitim ve kültür seviyesinde çok ileride olduğu görülmektedir. When the statistics are analyzed, it is seen that the societies reading books are far ahead in education and culture level compared to those with low reading rate. Kitap Okuma Oranı 11 Yılda Yüzde 12 Arttı Book Reading Rate Increased by 12 Percent In 11 Years Peki okuma oranı artıyor mu? Dolayısıyla genetik kodu okuma oranı değişti. İstatistiklere göre Türkiye'de okuma oranı düşüktür. As a result, reading standards are dropping in South Africa. Neden okuma oranı bu kadar düşük? Artık okuma oranı tamama yakın bunun gibi sınıflara şükürler olsun, 95 yaşındaki Mavis Mendez gibilerine yeme-içme ve okuma-yazma imkanı sağlamak. There is now close to full literacy thanks to classes like this, catering to those like Mavis Mendez, aged 95, now reading and writing for the first time. Ayrıca, promosyon e-posta mesajlarının yaklaşık % 5'lik bir okuma oranı aldığını, "Push" bildirimlerinin ise % 97'lik bir kişi tarafından okunduğunu belirtmek önemlidir. Besides, it is now essential to note that promotional email messages only receive about a 5% read rate, while 'Push' notifications are read by a staggering 97% of people. 1980'den sonra kalan bilimkurgu dergilerinin okuma oranı düştü ancak basılan bilimkurgu kitabı sayısı her yıl artıyordu. After 1980 the readership of the remaining sci-fi magazines declined, but there was a big jump in the number of science fiction books published each year. Her ne kadar ülkemizde kitap okuma oranı diğer ülkelerle kıyaslandığında utanç verici kadar düşük olsa da, ben herşeye rağmen, bundan sonraki kitaplarımı da bilim-kurgu, aksiyon ve gerilim tarzında yazmaya karar verdim. Although the rate of reading books in our country is as low as embarrassing compared to other countries, I decided to write my next books in science-fiction, action and thriller style. İronik bir durum ne deyim Okuma oranı yüksekti 1000'e yakın tıklandı I mean, it seriously IS gross at about a level 1000. Peki gazete okuma oranı nedir? Malatya'nın okuma oranı çok yüksek. Okuma oranı daha yüksekti. "Okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor, ben her zaman cahil halka güvendim" dedi. The fear of punishment is diminished by saying "I always confess the sin." Bizde de şimdi okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor. dedi. Besides - now we have someone to blame if the record stiffs. Türkiye'de okur yazarlık oranı yüksek ama kitap okuma oranı çok düşük. The enthusiasm for reading in the region is very high, but the budget for literacy-building resources is very low. Bu anlam için sonuç bulunamadı. Sonuçlar 22. Birebir 22. Geçen süre 22 ms. Documents Kurumsal çözümler Çekim Eş anlamlılar Yazım denetleme Yardım ve hakkımızda Sözcük dizini 1-300, 301-600, 601-900İfade dizini 1-400, 401-800, 801-1200Sözcük öbeği dizini 1-400, 401-800, 801-1200
Photo by Priscilla Du Preez on UnsplashKitap okuma oranın günden günden arttığı bir ülkede yaşıyoruz. Okuma oranı artıyor fakat sayı olarak artıyor. Biz biliyoruz ki bir eylemin sayısı onun kalitesini belirlemez. Bu yazıda buna değinmek istiyorum. “Evet okuyoruz ama nasıl okuyoruz? Okuyoruz ama etkili mi okuyoruz yoksa sadece okuyup mu geçiyoruz?” konusu okuma üzerinde büyük raporlar veya istatistikler mevcut değildir. Genel olarak bu konular üzerine Türkiye’de çok yetersiz kalmaktadır. Örneğin Kitap okuma oranları satış veya basım üzerinden ilişkilendiriliyor. Bu ilişkilendirme baştan aşağı mantıksız bir ilişkilendirmedir. Bakanlık çalışmalarına göz attığımızda, bu çalışmaların birçoğu güncel olmayan çalışmalardan oluşmaktadır. Yazıda veri kullanmayı çok isterdim bu yetersizlikler beni bundan tek arzum var; okumak, okumakAmin MaaloufKitapların ÖnemiKitap çoğu düşünüre göre bilgi ve duyguların en iyi aktarım aracıdır. 21 Yüzyılda bu durum hâlâ geçerliliğini korumakta. Binlerce yıldır kitaplar sayesinde düşüncelerimizi çağdaşlarımıza ve sonraki kuşaklara iletebiliyoruz. Kitaplar sayesinde düşüncenin yayılabilmesi insanlık tarihi gelişimi için etkili bir yol olmuştur. Her yüzyılın insanları kendinden önce gelenlerin eserlerini incelemiş ve onun üstüne kendi düşüncelerini eklemişlerdir. Bu şekilde yüzyıllar boyunca yeni düşünceler ortaya çıkmıştır. Aslında kitap sadece bir düşünce aracı değildir, Duyguların da aracıdır. Bunaltıdan kaçanların kalem salladıkları yerlerdir kitaplar. Kendini ifade etmek ve bilimsel bilgiyi kaydetmek gibi her konuda insanlar kitapları iyi bir aktarım aracı olarak tercih ettiler. Özellikle hikayeler ve romanları okunmaktan ziyade ben olanın ifade edilmesi için kitaplar okumak, geçmiş yüzyılların en iyi insanlarıyla sohbet etmek DescartesOkuyoruz da Nasıl Okuyoruz?Çağın koşullarına bağlı olarak Kitaplara ulaşmanın kolaylaştığı bir zamanlarda yaşıyoruz. Online uygulamalardan otogar büfelerine kadar birçok yerde kitap satışı yapılıyor. Satışı yapılan kitapların fiyatları da makul ölçüdedir. Bu gelişmeler özellikle gençlerin kitapla iç içe olmasını sağlamıştır. Sosyal ağların etkisiyle kitap çoğu kişi tarafından bilinen bir araç olmaya başlamıştır. Sabahattin Ali’yi duymayan yoktur, Nazım Hikmet’in bir şiirine mutlaka denk geliriz. Bunlar gelişen kitle iletişim araçları sayesinde mümkün olmaktadır. Kitap ve yazarların bilinirlik ölçeğinde bir artışından söz edebiliriz. Bir düşünce olarak şu noktaya gelmek istiyorum Her şey gibi kitapta artık tüketilen bir şey midir? Cevap evet kitaplar da artık çoğu güzel şey gibi tüketilmektedir. Yazarların en büyük problemlerinden biri anlaşılma kaygısıdır. Birçok yazar bu yüzden eser üretirler. Eserlerin tüketimi ise anlaşılmamasına yol açmaktadır. Okurlar sadece okuyor üzerinde düşünmek veya anlam arama çabasına çoğu zaman girmiyorlar. Bir kitabı okudum demek anladım demek ile eş anlamlı olmamıştır. Kitaplar sadece bir avuç yazı değildir. Derin okuyucular bunu çok iyi anlamıştır. Bazen bir okurdan kitapta kayboluyorum sözünü işitirseniz biliniz o okuyucu etkili okuyucudur. Kitapların bilinirliği artmakta fakat anlaşılma düzeyi zaman içinde düşmektedir. Bunun en büyük örneği üniversiteye giriş sınavlarında Türkçe ders netleridir. Çoğu sorusu okuduğunu anlama üzerine olan bu testlerde ülke olarak sınıfta kalmış gibi gözüküyoruz. Bunun en büyük nedeni okurluğun az olması bunu zaten çoğumuz biliyoruz. Eklenmesi gerekilen nokta okurluğumuz artsa dahi anlama işinin aynı düzeyde kalmasıdır. Dediğim üzere metinler tüketilecek şeyler değildir. Onlar anlaşılmak ve anlatmak için vardır. Kitaplar birçok türde olabilir fakat ortak noktaları anlaşılmak için var oku, ancak şunu unutma kitap, kitaptır. Sen, kitapla değil, aklınla hareket et!Maksim GorkiEtkili Okuma KonusuBirçok yerde etkili okumanın ipuçlarını veren yazılara denk gelmişizdir. Bu kısım bunlardan farklı bir noktaya dikkat çekecektir. Okuma eylemi kişinin kendi alandır. Yine kendini en iyi anlayan organizmadır insan. Öncelikle kişi kendini anlamalı ve okuma işinde etkili olmayı nasıl başaracağını anlamalıdır. Not tutmak elbette etkili bir yöntemdir. Bunun gibi yüzlerce yöntem mevcut. Benim yegane tavsiyem kişinin yöntemlerini kendisinin bulmasıdır. Bu yöntem ilginç olabilir bunda sorun yoktur. Örneğin şarkıya bir kitap karakterini uyarlayarak okuma yapabilirsiniz bu size kalmış. Bu konuda özgün olmaktan korkmayın. Okumak kadar güzel bir eylemi en iyi haliyle yapmaya çalışın.
Kitaplar benim için uçsuz hayal gücü dünyasına girişi sağlayan sihirli anahtarlar gibidir. Her kitap canlı bir varlık gibi yüzlerce, binlerce değişik bilgiyi aktaran bilgi hazineleridir. Ülkelerin gelişmişlik düzeyine baktığımız zamanda kitap okumanın önemi açık bir şekilde görülebiliyor. Bugün ve yarın sürecek bu yazılarımda kitapların önemi, ülkemizde kitap okuma alışkanlığı, kitap okumanın toplumun gelişmişlik düzeyine katkısı gibi araştırmalara dayanan somut verilerden bahsedeceğim. Kitap okuma alışkanlığı ile ilgili yapılan araştırmalar sonucunda ülkemizin dünya kitap okuma oranları en az olan ülkeler arasında yer aldığı görülmektedir. İngiltere merkezli Dünya Kültürü Puan Endeksi’ne göre, Dünyada en çok kitap okuyan ülke olarak Hindistan ilk sırayı alırken Türkiye yapılan sıralamada 18. sırada yer alıyor. Kitap okumak insanların kişisel gelişimleri için olduğu gibi toplumun gelişimi içinde oldukça önemlidir. Dünyada hızla gelişen ve gelişmiş ülkelere bakıldığında oldukça yüksek kitap okuma oranları ile karşılaşılmaktadır. Yapılan sıralamada Hindistan ilk sırayı haftada yaklaşık 11 saat kitap okumaya ayırıyorken bu oran ülkemizde çok fazla düşmekte ve haftalık kişi başına 5 saat 54 dakika olarak bulunuyor. Bu oranın oldukça düşük olmasının sonuçları ise ülkemizin bir türlü gelişmiş ülkeler arasına girmemesi ile ortaya çıkmaktadır. 2018 Yılında OECD tarafından yapılan araştırmanın sonuçları ayrıca ülkemizde her geçen yıl kitap okuma oranının düştüğünü de ortaya koymaktadır. Belirlenen bu okuma oranının içinde çeşitli yazılı basın kaynaklarının olduğu da bilinmekte ve aslında Türkiye’de kitap okuma oranları çok daha düşük olarak yer almaktadır. Daha açık bir ifade ile Türkiye’de her yüz kişiden sadece dördü kitap okuyor. Ülkemizde ki kitap okuma oranını ile diğer ülkelerin kitap oranları arasında ki farkı daha basit bir şekilde anlatan durum ise Türkiye’de kişiye bir kitap düşerken Japonya’da kişi başına 25 kitap düşmesi ile anlatılmaktadır. Bir yıl için ortalama olarak belirtilen bu rakamın değişmesi için ise yeterli bir çaba gösterilmediği de maalesef görülmektedir. Neredeyse bütün insanlar kitap okumanın önemli olduğunu belirtmekle birlikte bunun neden önemli olduğu konusunda bilgi sahibi olmamaktadır. Kitap okumanın gerçekten önemli olduğu da özellikle hızla gelişen Asya ülkelerinde ki yüksek kitap okuma oranları ile zaten kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. En çok kitap okuyan 10 ülkeye baktığımızda bunun 6’sının Asya Ülkesi olduğunu görüyoruz. Kitap okuyan kişilerin hayata bakış açılarının genişlemesi, bilgi dağarcıklarının artması, kelime haznelerinin genişliyor olması ile başlanarak kitap okumanın onlarca faydası sayılabilir. Bireyleri kitap okuma alışkanlığını aşılayabilmiş toplumların daha huzurlu ve daha mutlu oldukları ise yadsınamaz bir gerçektir. Çünkü okuyan insan bilgiye ulaşır ve artan kültür, bilgi düzeyinden ötürü daha rasyonel davranır. Ayrıca kitap okurken olaylara başka insanların gözü ile bakmak yani empati yapma özelliği de kazanıldığından bireyler karşılarında ki kişilere karşı daha hoş görülü olabilmektedirler. Her şeyden önemlisi kitap okumak insanın anlama yeteneğini geliştirir ve hayatta daha başarılı olmasını sağlar. Kişinin kitap okuması onun aydınlanması doğal olarak içinde bulunduğu toplumunda aydınlanmasını sağlayacaktır. Çünkü kitap okuyan kişi çevresindeki yanlışlıklara karşı duyarsız kalmaz ve düzeltmek için girişimlerde bulunur. Hayal gücünün gelişmesinde kitap okumanın önemli bir yeri olduğu bilinmekte ve birçok mucidin de çok okuyan kişiler oldukları bilinmektedir. Peki bu kadar çok faydası olduğu bilindiği halde neden kitap ülkemizde bu kadar az okunuyor? Bu soruya verilecek en doğru cevap ise kitap okumanın küçük yaşta kazanılan bir alışkanlık olduğu ve ailelerin bu konuda yeterli duyarlılığı göstermediği gibi okullarda da çocuklara kitap okuma alışkanlığının kazandırılmasında başarılı olmadığıdır. Birçok kişide kitapların pahalı olmasını neden olarak göstermekte ve bütçelerinde kitap almak için bir yer ayıramadıklarını söylemektedirler. Kitap fiyatlarının görece diğer ülkelere göre orantıya göre yüksek olduğu ülkemizde insanlar yazarların çok fazla kazandığını düşünüyor olsa da bu yanlıştır. Çünkü yazarlar kitaplarından telif hakkı olarak değişiklik göstermekle birlikte %40 ile 10 arası bir ücreti kitap başına almaktadırlar ki bu aslında oldukça düşüktür. Kitapları basan yayınevleri de sanıldığı gibi çok kazanmaz çünkü yüksek kağıt maliyetleri ile kitap basmak oldukça maliyetli olmaktadır. Peki kitabı pahalı yapan ne dendiğinde alınan vergiler, kitap basım maliyetleri olarak düşünülmektedir. Ülkemizde zaten düşük olan kitap okuma alışkanlığı kağıda gelen zamlar ve yüksek vergiler ile kitap satın almayı daha çok güçleştirmektedir. Son yapılan vergi düzenlemesi ile yayınevinden kitabın çıkışı sırasında ki vergi artık alınmıyor olsa da kitapçılar için hala vergi uygulamasının devam ediyor olması kitap fiyatlarında ki vergi yükünün devam ediyor olmasına neden olmaktadır. Kitaplarda verginin düşürülmesi ve mümkünse hiç alınmaması toplumun okuma alışkanlığına katkı sağlayacaktır. Devletin okuyucuları, yazarları, yayınevlerini daha çok kitap için, daha çok okumayı teşvik etmesinden daha güzel bir şey olduğunu zannetmiyorum. Hatta bunu örneklendirecek olursak Avrupa Bölgesinde indirimli KDV benimsenirken yalnızca İngiltere ve İrlanda kitaptan hiç vergi almıyor; Latin Amerika’da ise Şili haricinde genel olarak sıfır vergi uygulanıyor. Eğitim seviyesinin yüksek olduğu Japonya’da standart KDV oranı olan yüzde 8 kitap için de geçerli. Kitap okuma alışkanlığı kazanılmasının teşvik edilmesini isteyen çevreler kitaptan alınan vergilerin düşürülmesi ve kitaba ulaşmanın daha kolay olmasının sağlanmasını istemektedirler. Zaten ülkemizde basılan kitap sayısının az olması aslında devlet için vergi getirisinin de az olmasını sağlamaktadır. Oysa kitaptan alınan vergiler düşürülerek kitap fiyatlarının ucuzlaması sağlandığı takdirde kitap satışlarının artacak olması ile aslında elde edilen vergi geliri kitap başına düşse de genel anlamda artmış olacaktır. Ve hatta kitaplardan alınan vergilerin kaldırılması toplumun kültürel gelişimine sağlayacağı katkıyı düşündüğümüzde mantıklı bir öneridir bana göre. Dünya kitap okuma oranları araştırıldığında kitap okuma oranı ile başı çeken Hindistan, Çin, Tayland, Tayvan gibi ülkelerin kitaplardan sıfıra yakın veya hiç vergi almadıkları görülmektedir. Bu şekilde düşük kitap fiyatları da ulaşılmasını kolaylaştırmaktadır. E-kitap uygulamalarının da vergiden muaf olması kitap okumayı teşvik edici olmaktadır bu ülkelerde. Kitap fiyatlarının yüksek olması aslında okunmuyor olması ile de alakalıdır. Şöyle ki kitapçılara gittiğinizde görebileceğiniz gibi çok satan kitapların fiyatları biraz daha düşüktür. Bunun nedeni ise az sayıda basılan kitap için harcanan birim başı maliyetin artıyor olmasıdır. Daha çok sayıda basılan kitap için yayınevi gerekli hammaddeyi daha çok ve daha ucuza alabilmekte maliyette düşmektedir. Yani anlayacağınız değerli okurlarım, bir hazine niteliğinde olan kitaplar okuyuculara ulaşana kadar onlarca maceradan geçiyor…
TÜRKİYE DE KİTAP OKUMA ORANI. 1. Her sene japonların sahip olduğu oranla karşılaştırılan orandır. acıdır ki biz bu maçta hep yenilen taraftayız. 2. Dergi okuma oranı % 4Kitap okuma oranı % 4,5Gazete okuma oranı % 22Radyo dinleme oranı %25Televizyon izleme oranı %94Üzerinde düşünülmesi gereken daha doğrusu sanırım düşündürten bir tablo. 3. Cahillikle ters orantılı olan orandır. 4. Batı'ya gittikçe artar. 5. Kitap okuma ile ilgili dünyada bir araştırma yapılsa, emin olun derece yaparız. 6. Zannımca okumakla cahilliğin pek bi alakası yoktur....bizim okumuş yazarlarımız ve proflarımızın yaptıklarına bakınca dediğim anlaşılacaktır...batıya gidince oran artar ama batının halkları okuduğu için ileriye gitmiyor batı.. batının thank tank ları iyi çalıştığı için ileriye gidiyor ...ama yine de okumamanın mazereti olmaz... 7. Çok yüksek bir orandır. eğer bu ülkedeki okur yazar oranı filistin'den hani şu savaştan başını kaldıramayan filistin'den az ise çıkan her sonuç yüksek sayılır. 8. Bir yılda 25 kişinin 1 kitabı paylaştığı orandır. aynı oran japonya da ise kişi başına yılda 24 kitaptır. zaten aramızdaki farktan uçurum da bahsetmeye hiç gerek yok. 9. Bu oranlar remzi kitabevi doğan yayıncılık falan verileriyse yanlıştır. pazarlarda bile korsan kitap tezgahları var aga bunları nasıl vuracaksın yüzdeye? 10. Hepimiz müslümanız ve hepimiz kuran okumuyoz mu? ne yani kuran'da her şey yazmıyo mu, yetmez mi? ne var yani? hamdolsun bir tek kuran bize yeter. 11. Türkiye de okunan kitapların nufusa oranı. ya da türkiyede ki insanların kaçıcının kitap okuduğu. şimdi güzel kardeşlerim bir insan bir yıl elinde tek kitapla geziyorsa * bunu oranımızın neresine sokacağız. ya da bir başka şahıs, yılda yirmi yirmibeş arası kitabı okuyorsa bu oran nasıl şekillenecek. kitapların mahiyeti bu orana etki eder mi mesela? yatmadan önce yüz fırça darbesini okuyup mastürbasyon yapan 500 türk genci yüzünden bu orana gusul aldırmak gerekir mi? 12. Yüzdesini bilmiyorum ama istatiksel olarak çok iyi hatırlıyorum.Unutmak mümkün değilTürkiyede yılda 6 kişi bir kitap okuyor.Abes gelebilir ama kitap okuma oranı düşük olunca ortaya böyle traji-"komik" bir tablo ortaya çıkıyor. 13. Kitap okumayamama konusunda hepimizin bahanesi hazırdır-Kitaplar çok pahalı-işten geldim, yorgunum-Öğrenciyiz abi !-Oku oku nereye kadar?-...ve daha birçoğuBu sözler en genel tavırlarımız. Kendimi örnek verirsem, ancak son birkaç senedir orjinal kitap alma imkanım oluyor. Üniversite yılları, korsan kitaplar, kitap fotokopileri etrafında koşmakla geçti. Okuduğumuz kitapların içeriğide çok nitelikli değil açıkcası. Türkiye'de okunan kitaplara da bakarsanız, "siyaset, aşk, cinsellik" gibi birkaç temaya sıkışmıştır. Popüler kültürün önümüze sürdüğü kitaplar... Günde ortalama 5 saat TV seyreden bir toplumuz. Bu zamanı TV'ye ayıran bizler, her gün birkaç sayfa okuma zahmetine katlanamıyoruz. Ne garip değil mi? Yukarıdaki basit bahanelerimiz, diziler/filmler için geçerli olmuyor çoğu zaman. Diğer açıdan, internet insanoğluna sınırsız olanaklar sunarken, gençlerimizi/çocuklarımızı asosyal bireyler haline getirmiyor mu? internete ayırdığımız zamanı, kitaplara ayırabiliyor muyuz?Bütün bu sorular/sorunların ardından Türkiye'nin okuma karnesine bir bakalım*Egitim-Senin bir arastirmasina gore, ogretmenlerin yuzde 8i hic kitap okumuyor. Yuzde 39u ise bu konuda bilgi vermek istemiyor. Yuzde 28i ayda bir kitap aliyor.*Türkiye Yazarlar Birliği TYB Kurucu Genel Başkanı - Yazar Mehmet Doğan'a göre "Ülkemizde 10 bin kişiden 3 kişi yılda 10 ve üzerinde kitap okuyorsa kitap kurdu sayılıyor."*Çukurova Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. ibrahim Ortaş konuyla ilgili ele aldığı makalede "Devlet kitap okumayı kötü gösterdi" alt başlığıyla doğrudan bir eleştiri getiriyor. Ortaş makalesinde şöyle devam ediyor "12 Eylül sonrası kitap okumak kamuoyuna zararlı diye tanıtıldı. Kim gerçekten suçlu ve zararlı tespiti yapılmadan, özellikle de okuyan ve düşünen kişiler bu süreçte hep mağdur duruma düşürüldü. Maalesef ülkemizde gelişen dinamik gençliğin eleştiri yapma şansı elinden alınarak sistemi eleştirmeyen ve kabullenen bir gençlik yaratıldı. Çok genç yaşta evden başlayarak sürekli dövülen, 'Sus sen bilmezsin, ' 'aklın ermez, ' 'büyüğüne saygı, ' 'otoriteye saygı' kişinin kişiliğini önemli ölçüde zedelemiştir. Kitap okuma alışkanlığı kazanamamış toplum ne yapacağını bilemeyecektir. Kitapların bir taraftan yasaklanması, diğer taraftan yayıncıların yasaklanması yanında pahalı olması kitap okumanın önündeki en büyük engeller olarak görülüyor.*Bağımsız Eğitimciler Sendikası'ndan yapılan açıklamaya göre, kitap okuma oranının yüzde 4, 5 olduğu Türkiye'de yılda sadece 23 milyon adet kitap basılıyor. Japonya'da ise bir yılda basılan kitap adedi 4 milyar 200 milyon. AB ülkelerinde yıllık kitap harcaması 500 dolarken Türkiye'de bu rakam 2 dolar düzeyinde seyrediyor.*Gazi Üniversitesi'ndeki 1915 öğretim üyesiyle yapılan araştırmaya göre Öğretim üyelerinin yüzde sadece akademik yayın okuyor. Yüzde ayda bir-iki kitap VERiLERTürkiye'de kitap okuma konusunda çoğu Afrika ülkelerinin gerisinde kalmış durumda.» Japonya'da toplumun % 14'ü,» Amerika'da %12' si,» ingiltere ve Fransa2da % 21'i düzenli kitap okur iken, » Türkiye'de durum % 0, 01 yani on binde bir.» Toplam nüfusu sadece 7 milyon olan Azerbaycan'da kitap ortalama tirajla basılırken, Türkiye'de bu rakam 2000- 3000 civarında basılmaktadır.» Birleşmiş Milletler insani Gelişim Rapor'unda kitap okuma oranında Türkiye, Malezya, Libya ve Ermenistan gibi ülkelerin bulunduğu 173 ülke arasında 86. YILDA KiŞi BAŞINA OKUMA SAYILARI» Bir Japon bir yılda ortalama 25 kitap okuyor» Bir isviçreli bir yılda ortalama 10 kitap okuyor.» Bir Fransız bir yılda ortalama 7 kitap okuyor» Türkiye'de 6 kişiye yılda 1 bir kitap okuma alışkanlığına sahip olan kişi sayısı ortalama 40 bin kişiKiTAP OKUMAK iÇiNTürkiye'de bir kisinin ayırdığı zamanın;» 300 katını bir Norveçli ayırıyor.» 210 katırı bir Amerikalı ayırıyor.» 87 katını bir ingiliz ayırıyor.» 87 katını bir Japon ayırıyor.» Dünya ortalaması bile bizim ayırdığımız zamandan 3 kat KiM NE KADAR PARA VERMiŞ 1995 YILINDA» Norveçli 137 $» Alman 122 $» Belçikalı 100 $» Avustralyalı 100 $» Güney Koreli 39 $» Dünya ortalaması 1, 3 $» Türkiyeli 0, 45 $KiM NE KADAR KiTAP BASIYOR.» ABD'de 72 bin kitap basılıyor.» Rusya'da 58bin kitap basılıyor.» Japonya'da 42 bin kitap basılıyor.» Fransa2da 27 bin kitap basılıyor.» Türkiye'de ise 7 bin kitap OKUMA VE iZLEME ORANLARI» Dergi okuma oranı % 4» Gazete okuma oranı % 22» Radyo dinleme oranı % 24» Televizyon izleme oranı % 95TÜRKiYE'DE YILLARA GÖRE KÜTÜPHANELERLE iLGiLi KARŞILAŞTIRMALAR.............................................. 1996 Yılı ..................... 2001 YılıKütüphane Sayısı............................. ...................... Sayısı............................. ............... Sayısı........................ .............. Üye Sayısı....................... .................. Verilen Kitap Sayısı........... ............... Alınan Kitap Sayısı................. .................. Bir Yılda Ders Kitapları Hariç Basılan Kitap SayısıAmerika 72 000Almanya 65 000ingiltere 48 000Fransa 39 000Brezilya 13 000Türkiye 6 031Çocuk Vakfı Çocuk Edebiyatı Okulu, 8 Eylül Temel Okur Yazarlık günü nedeniyle Türkiye'nin Okuma Alışkanlığı Karnesi isimli bir çalışma hazırladı. Hazırlanan çalışmayla Türkiye'nin okuma haritası ortaya çıktı. Türkiye'nin ortaya çıkan okuma karnesi ise zayıflarla dolu. Araştırmaya göre, nüfusun yüzde 88'i okuryazar. Diğer çarpıcı sonuçlar şöyle *Türkiye de çocuklar okuma becerileri açısından 35 ülke arasında 28.*ihtiyaç maddeleri sıralamasında kitap 235. sırada*Türkiye'de öğrencilerin sadece yüzde 19'u 25'ten fazla kitaba sahip.*Türkiye'de kitaba yılda harcanan para 45 sent.*Kütüphaneye gidenlerin sadece yüzde 8'i kitap okumaya gidiyor.*Öğretmenlerin yüzde düzenli kitap okuyor.*Anne baba çaba harcamıyor*Sadece dört anne babadan biri çocuklarının okuma alışkanlığını geliştirmek için çaba harcıyor.*En çok basılan yerli beş kitap Keloğlan Masalları, Nasrettin Hoca Fıkraları, Türk Masalları, Dede Korkut Hikâyeleri, Ömer Seyfettin'in Hikâyeleri.*En çok basılan yabancı kitaplar La Fontaine Fablları , Ezop Masalları, Andersen Masalları, Çocuk Kalbi... Bu kadar veriden sonra kendimizi tekrar sorgulayalım. Gelişme arzusunu yıllarca içinde taşıyan bir toplum olarak kitap okuma alışkanlığı kazanmayı ne zaman önemseyeceğiz?Okumak, anlamak, anlatabilmek... Bu kavramların hepsi kitap okuma alışkanlığında çözümsüzlüğümüzü kendimiz yaratmayalım. TV alışkanlığımıza, eğlenceye biraz daha az zaman ayırarak, bu toplumu hep beraber geliştirelim. Çocuklarımıza, ailemize de bu alışkanlığı kazandıralım. Ne kadar boş ve gereksiz sözler. bizim için önemli olan aşağıda uyanma vaktidir...Almanya'da 70 bin Sağlık Kurumu... 8 bin kilise,Fransa'da 60 bin sağlık kurumu... 9 bin kiliseTürkiye'de 7 bin sağlık kurumu... 77 bin camiOlduğunu biliyor muydunuz? Gelen e postalardan sonra artık biliyoruz. Onlar tahsilli ve sağlıklı olarak yaşayacaklar ama gavur olacaklar;halbuki biz cahil ama dini bütün olarak ölüp cennete bu dünya geçici, hiç bir şeyi dert etmeye boşuna eğitime niye para harcayalım, nasıl olsa ölünce bir işe yaramayacak bu hastane dersen, boşu boşuna ölümünü, yani cennete gitmeyi geciktirmenin anlamı ne ?En iyisi o paraları okul, hastane falan gibi gereksiz yerlere harcayıp çarçur etmek yerine cami yapımına harcayıp daha çok müslümanı gönderelim seçim olursa biz kazanırız. Varsın bizi AB 'ye almasınlar, biz de onları cennete almayız.!" 14. Türkiye'de kitap oranı pahalıdır pardon kitap okuma oranı düşüktür, düşüktür tamam ama istatistiklerden yüksektir bir ülkede kitap okuma oranı neye göre ölçülmektedir bu ülkede alınan orjinal kitap sayısına göre ölçülmektedir fakat bir orhan pamuk kitabının bu ülkedeki fiyatını başka bir ülkedeki aynı kitabın fiyatından yüksek tutarsanız olacağı budur ki tamam türkiye'de kitap az okunur fakat okuyan kesimde babasından, abisinden kalan kitapları okur ve bazıları da korsan okur tamam korsanı savunmuyorum ama 180 ytl öğrenim alan ve okulu bitirince işsiz kalıp bu öğrenimi ödeyemeyen bir üniversite öğrencisinin korsan kitap almasını eleştiremiyorum kitap yazanın hakkı emeği vardır ama yayınevinin hakkı bu işi sanayileştirecek kadar yoktur velhasılkelam korsan kötüdür fakat okumamak daha kötüdür en kötüsü de hiç korsan almayıp aç gezen öğrencidir... 15. Ülkemizde kitap okuma oranının düşük olduğunu belirtiyor. sebepleri çeşitlidir, tv izlemek, internete takılmak, hayatında hiç hediye olarak kitap almamak, küçük yaşta okumaya kütüphanesinin nerde olduğunu bilmemek. kitap okuyanın aydınlanacağının farkına günü ankarada yapılan kitap okuma eylemine ankaradan uzakta olduğum için katılamadım, evde yarım kalan türklerin tarihi kitabımı bitirdim. 16. İstatistiksel el alırsak;2002 yılındaki bir araştırmaya göre; ders kitapları dışında bir yıl içinde yayımlanan kitap sayısı türkiye'de 6031 iken bu sayı almanya'da civarı, ingiltere'de civarı, italya'da ve hindistan'da kişi başı okunan kitap sayısı ile ilgili istatistikler şöyledir;japon 25 kitap,isveç 6 kitap,fransız 7 kitap,altı türk 1 kitap okumaktadır. 17. Gün geçtikce düşmekte olan orandır. 18. İrandaki kitap okuma oranının yarısından azdır. 19. Olumlu bakmak gerekirse yükselen bir orandır ; olumsuz bakmak gerekirse okunan kitapların seviyeleridir. 20. 2007 rakamlarına göre Japonya'da bir kişi yılda orada ki yıl kavramıda bizdeki gibi 365 gün / gün = 24 saat 27 kitap okurken, Türkiye'de 6 kişi bir kitapı okuyor. * 21. İnsanların neden kitap okumadığını düşündürten oran. pek çok gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelere oranla, çok düşüktür. okumak çok zor bir aktivite değil ki, kimsenin yapamayacağı bir şey de değil. ama türk insanı tembel, üşengeç. en basit örnekle;Kitap özeti çıkaracak öğrenci, giriyor internete, istediği kitabın özetini böyle olunca, kitap okumak gereksiz oluyor. pek çok aile de okumaya teşvik etmiyor, çocukların ya da gençlerin de işine geldiği için, okumuyorlar. bir de kitap fiyatları pahalı, korsan kitaplar da her zaman bulunmadığı için okunmuyor olabilir. benim tercihim açıkçası, korsan kitaplar. * bir şekilde okuyun da ister yasal yollardan, istersen korsan. yeter ki okuyun, gerekirse zorla okutturun. Türkiye de kitap okunmaz. kaynak
ülkemizde kitap okuma oranı neden düşüktür