ülseratif kolit iğne tedavisi yan etkileri
TıpkıCrohn hastalığı gibi ülseratif kolit de inflamatuar bir bağırsak hastalığı türüdür. Tedavi edilmediği ve şiddetlendiği durumlarda hayati tehlike yaratabilecek kadar önemli olabilir. Ülseratif kolit, kronik bir hastalık olduğundan genellikle semptomlar da oldukça ani olarak değil de zaman içerisinde gelişebilir.
SALAZOPYRİN500 mg enterik tabletteki etkin madde salisilazosülfapiridindir (sülfasalazin). Sulfasalazin intestinal antiinflamatuvar (iltihaba karşı) ajanlar olarak adlandırılan bir ilaç grubunda yer alır. SALAZOPYRİN sarı-oranj renkli 50 adet film tablet içeren blister ambalajlarda bulunmaktadır.
Ülserler şiddetli ishal, karın ağrısı, dışkıda kan, yorgunluk, iştahta azalma ve kilo kaybına neden olurlar. En çok görülen iki tipi ülseratif kolit ve Crohn hastalığıdır. Her ikisinin kliniği birbirine benzemekle birlikte bazı ayırıcı özellikleri bulunmaktadır. Ülseratif kolit kalınbağırsak ve rektum bölgelerini
Hastalık sıklıkla karın ağrısı, kanlı ishal, halsizlik ve kilo kaybı ile seyreder. Ülseratif kolit zaman zaman alevlenme gösteren bir hastalıktır. Sıklıkla ilaç tedavisi yeterlidir. İlaç tedavisinden yarar görmeyen hastalarda, ilaç tedavisinin yan etkileri olduğunda veya ilaçları kullanamayan hastalarda ameliyat gerekebilir.
Hidrokortizonunalınması, parçalanması ve atılımı. Hidrokortizon aldıktan sonra, bağırsak duvarı boyunca kana emilir, burada yaklaşık bir saat sonra en yüksek kan seviyelerine ulaşır. Ayna batıyor ancak zaten yarı yarıya bir buçuk saat sonra, bu nedenle hidrokortizon da kısa etkili glukokortikoidlerden biri.
Les Meilleurs Sites De Rencontres Amoureuses Gratuit. Oluşturulma Tarihi Temmuz 07, 2011 1254Karın ağrısı, ishal, kanama ve dışkılamada ağır sorunlarla kendini gösteren, ileri aşamada ilaçla tedavisi mümkün olmayan, “İltihabi Bağırsak Hastalığı”na karşı, Türkiye'de ilk kez yapılan “filtreleme” yöntemiyle başarı Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde hastalığa yol açan hücreleri kandan temizleyen “aferez” yöntemiyle 1 yıldır yoğun bakımda yatan ve ilaç tedavilerine yanıt vermeyen hasta, tekrar gündelik hayatına tedavisini yürüten Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Törüner, “kolit” olarak bilinen “İltihabi Bağırsak Hastalığı”nın, “ülseratif kolit” ve “Crohn hastalığı” adı altında iki alt türü bulunduğunu hastalığın mevcut yöntemlerle tedavisinin mümkün olmadığını, zaman zaman uykuya geçen hastalığın, bazen de alevlendiğini ifade eden Törüner, şu bilgileri aktardı“Bazı hastalarda uyku durumu şans eseri uzun sürüyor. Tedavide ilk aşamada yan etkisi az ve daha uzun süre kullanılabilen ilaçlar kullanılıyor. Hastalığın ilerlemesi halinde ise yan etkisi daha fazla ilaçlara başvuruluyor. Hastalığın mekanizması çok iyi bilinmemekle birlikte, vücut, bağırsakları düşman olarak görüyor ve bu durumda bağırsaklarda iltihabi durum gelişiyor. Bu nedenle ileri safhada bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanılması gerekiyor. Bu ilaçların uzun süre kullanılması halinde de ağır yan etkiler ortaya çıkabiliyor. Bu yan etkiler, ağır enfeksiyonlar şeklinde görülebiliyor.”Daha çok 30-40 yaşlarında, hem kadın hem de erkeklerde ortaya çıkan hastalığın görülmesinde genetik yatkınlığın etkili olduğunu ifade eden Törüner, “Bazı kişilerde hastalık 70 yaşında bile görülebiliyor” kolitin kanlı ishal, Crohn'un ise ishal ve karın ağrısıyla belirti verdiğini, bazı hastalarda ağız, cinsel organ, deri gibi yerlerden dışkı gelebildiğini kaydeden Törüner, hastalığa karşı özel bir ilaç olmadığı için yüzde 100 tedavi imkanı bulunmadığını, ileri vakalarda, başlarda yüzde 80'ler civarında başarı sağlanan kortizon tedavisinde bile başarının daha sonraları düştüğünü ağır psikolojik sorunlara yol açan iltihabi bağırsak hastalığına karşı deneysel tedavi yöntemlerine başvurulduğunu ifade eden Törüner, hastalığa yol açan hücreleri kandan temizleyen “aferez” yönteminin de bu deneysel tedavilerden biri olduğunu Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde aferez yapılan 20 yaşlarındaki Crohn hastasının, 1 yıldır yoğun bakımda tutulmasına rağmen hiçbir tedaviye yanıt vermediğini anlatan Prof. Dr. Murat Törüner, söz konusu uygulamayla ilgili şu bilgileri aktardı“Hastaya uyguladığımız aferez yöntemi ile bağırsakları düşman olarak gördüğü için hastanın kanında aşırı ve anlaşılamayan bir tepkiye yol açan hücreleri dolaşım sisteminden filtreleme yaparak temizledik. Bu hücreler temizlendiği için de hastadaki iltihabi bağırsak hastalığı belirtileri ortadan kalkmış oldu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Türkiye'nin en ileri tedavi merkezlerinden birisi. Terapötik Aferez Merkezi ise ameliyathane şartlarına sahip ülkenin en ileri merkezlerinden birisi. Aferez yönteminin başarılı olması için hem gastroenteroloji, hem de aferez konusunda gelişmiş şartlara sahip merkezlerde yapılması büyük önem taşıyor.”Törüner, tedavisi tamamlanan Crohn hastasının bağırsaklarında açılan fistüllerin tamamen kapandığını, hastalık belirtilerinin ortadan kalkmasıyla hastanın tekrar gündelik yaşamına döndüğünü ve bağışıklık sistemini baskılayan ilaçların en aza indirildiğini belirterek, “Ancak bu, hastanın tamamen sağlığına kavuştuğu anlamına gelmiyor. Takibinin sürmesi gerekiyor. Aferez işleminin belirli bir süre sonra tekrarlanması gerekebilir” kolit hastası bir başka kişiye de aynı tedavinin başlandığını belirten Törüner, “Bu hastanın da ilaca bağlı sıkıntıları vardı. Geçen hafta ilk işlemi uyguladık. Bunu 4 kez daha tekrarlamak gerekiyor. Sonuçları ancak 3. işlemden sonra almaya başlıyoruz. Her işlem sonrası hastadaki gelişmeyi takip ediyoruz. Hastalığın bu alt türünde başarı oranı yüzde 50'nin üzerinde. Almanya'da yapılan bir araştırmadan iyi sonuçlar alındı” şeklinde konuştu.“YÖNTEMİN YAN ETKİSİ YOK”Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Terapötik Aferez Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Osman İlhan da aferez yönteminin hiçbir yan etkisi bulunmadığını yöntemin her hastada uygulanmasının mümkün olmadığını, gastroenteroloji uzmanlarından oluşan bir heyetin raporuyla Sağlık Bakanlığı'nın Aferez Komisyonu'nun onay verdiği hastalara uygulanabileceğini ifade eden İlhan, şunları anlattı“Yöntemle bağırsaklarda iltihap yapan savunma hücreleri toplanıyor. Aferez tekniğiyle hastadan toplanan kan filtreden geçiriliyor, hastalık yapan lökositler ayrılıyor ve bu hücrelerden temizlenen kan hastaya tekrar veriliyor. İşlem haftada bir kez olmak üzere 5 hafta üst üste yapılıyor.”Aferez yöntemine hangi hastalarda başvurulabileceğini ilişkin bir metin hazırlanmasının söz konusu olduğunu belirten İlhan, bu konunun Sağlık Bakanlığı'nın Aferez Komisyonu'nda da ele alınacağını söyledi.“İltihabi Bağırsak Hastalığı”nın mezankimal kök hücre nakliyle tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmaların da devam ettiğini bildiren İlhan, bu tedaviyle hastalığa karşı yüzde 100 başarı elde edilmesinin mümkün olabileceğini kök hücre nakliyle hastanın kemik iliğindeki, hastalığa yol açan hücrelerin tamamen yok edilerek dolaşıma verilmesinin önüne geçilmesinin hedeflendiğini anlatan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan, şunları söyledi“Mezankimal kök hücre nakli ile ilgili dünyada da bazı araştırmalar yürütülüyor. Bu araştırmalardan biri, 3. kişiden alınan kök hücrenin hastalara nakledilmesi nedeniyle başarılı olamadı. Oysa hastanın kendisinden ya da doku uyumu olan yakınından alınan kök hücre nakledilmeli. Yakın bir gelecekte bu tedavi yöntemiyle iltihabi bağırsak hastalığının tamamen ortadan kaldırılması söz konusu olabilir.”İLTİHABİ BAĞIRSAK HASTALIĞI NEDİR?Sindirim kanalında görülen, sıklıkla kronik seyirli uzun süreli iltihap olan iltihabi bağırsak hastalığı, bağırsak duvarında ülser, şişme, yaralanma, kanama ve zedelenme ile hatları ile iltihabi bağırsak hastalığının, “ülseratif kolit” ve “Crohn hastalığı” olmak üzere iki farklı tipi bulunur. Buna ek olarak iltihabi bağırsak hastalığının tam olarak ülseratif kolit veya crohn hastalığına benzemeyen, arada kalan tipi, yani tam belirlenemeyen şekli de bağırsağın en önemli görevi, bağırsak içindeki suyun kana geri emilimidir. Ülseratif kolit hastalığında suyun geri emilmesini sağlayan tabakada inflamasyon iltihap olması nedeni ile bu işlev gerçekleşemez. Böylece hastalığın en önemli bulgusu ishal gelişir. Bu mukozal örtü tabakasındaki inflamasyon iltihap, doku zedelenmesine, dolayısıyla ülserlere ve kanamaya neden bağırsak hareketlerinde artışa ve karın ağrısına neden olur. Böylece hastalarda kanlı dışkılama, rektal kanama makattan kan gelmesi, dışkılama sırasında ağrı, acil dışkılama ihtiyacı, devam eden ishal, karın ağrısı çoğu zaman kramplar tarzında, kilo kaybı ve ateş gibi belirtiler meydana zaman zaman alevlenmeler ve sakin dönemler gösterir. Ömür boyu devam eden bir hastalık olmakla birlikte tedavi ile normal aktif yaşam kolit sıklıkla crohn hastalığı ile karışır. Ülseratif kolit hastalığında, sadece kalın bağırsağın kolon ve rektum içini örten yüzeyel tabaka mukoza ve submukoza hasta iken, Crohn hastalığında ise, ağızdan anüse makata kadar sindirim kanalının herhangi bir yerinde bu olabilir. Ülseratif kolitin aksine Crohn hastalığında, hastalığın görüldüğü bağırsak kısmında, bağırsak duvarının sadece yüzeyel tabakası değil, tüm tabakaları hastadır.
Ülseratif kolit UC, büyük bağırsak etkiler enflamatuar bağırsak hastalığının bir türüdür. Bu Kolon zarı boyunca inflamasyon ve ülserlere neden olur. Orada UC tedavisi yok, ama doktorunuz ile çalışan ve bir tedavi planı başlayarak belirtilerin şiddetini azaltabilir. Bu aynı zamanda semptomların ortadan zaman olduğu remisyon, dönemleri hakkında getirebilir. Bu durum için geleneksel ilaç, anti-inflamatuar ilaçlar ve bağışıklık bastırıcı ilaçları içerir. Bu ilaçlar enflamatuar tepkileri durdurmak için semptomlarınızı ve yaşam kalitesini artırır bile, UC ömür boyu süren bir durumdur. ishal, kanlı dışkı, ve mide ağrısı atakları döndürebilir. ilaç tek başına remisyon vücudunuzu tutmaz, akupunktur gibi alternatif ya da tamamlayıcı tedavi programlarına içine bakmak zamanı gelmiş olabilir. Akupunktur, geleneksel Çin tıbbı bir bileşenidir. Bu tür terapi batıcı ya da çeşitli derinliklerde gövdenin farklı noktalarında içine küçük iğnelerin içerir. terapisinin amacı vücutta enerji akışını yeniden sağlamaktır. Bu dengesizliği düzeltmek, iyileşmesini uyarır rahatlama sağlayan ve ağrıyı hafifletir. Akupunktur yaygın koşulları çeşitli tedavi etmek için kullanılmaktadır. Bunlardan bazıları artrit, sırt ağrısı, depresyon ve fibromiyalji içerir. Aynı zamanda emek ağrı ve adet krampları yatıştırmak için kullanılır. aktif edilen veya vücudun doğal ağrı kesicileri artırır çünkü Akupunktur ülseratif kolit için etkili bir tedavi olabilir. Bu, vücudunuz iltihabı düzenlemeye yardımcı hastalık aktivitesini azaltmaktadır ve UC ile ilişkili ağrıyı azaltır. UC için akupunktur etkinliği destekleyecek somut kanıt olmadığını unutmayın. Mayo Clinic göre, sadece olmuştur bir klinik çalışma , UC tedavisi için akupunktur kullanmanın yararlarını test etmek. Benzer şekilde, bir 2016 yorum UC için akupunktur etkinliği değerlendirildi 1995 ve 2015 yılları arasında 63 çalışmalarda baktı. Ancak bu çalışmalarda tedaviler arasında büyük farklılıklar vardı. Bu çalışmaların bazıları, ilaç tedavisi ile birlikte akupunktur ve yakı ısı tedavisi türü içeriyordu. Diğer çalışmalar, tek başına akupunktur ve yakı terapinin kullanımını inceledik. Daha araştırmalar yalnız barsak iltihabı iyileştirmede akupunktur etkinliğini belirlemek için gereklidir. akupunktur tedavisi size yardımcı dair hiçbir garanti yoktur. Ama akupunktur genellikle güvenlidir ve diğer potansiyel sağlık yararları sağlar. işe yarayacak olmadığını bilmek için tek yol denemeye etmektir. Eğer akupunktur denemeye karar verirseniz, sertifikalı akupunktur uzmanı tavsiye doktorunuza veya gastroenterolog sorun. Ya da, bir kullanma online arama aracı bölgenizdeki sertifikalı sağlayıcı bulmak için. ilk danışma sırasında, akupunktur uzmanı durumunuzu ve belirtiler hakkında soracaktır. Bu bilgilere dayanarak, onlar haftada gerekir tedaviler sayısını tahmin edersiniz. Onlar da ihtiyacınız genel tedavilerin sayısını çözeriz. Bu sayı durumuna ve ne kadar ciddi olduğuna bağlı olarak değişir. Altı ve sekiz tedavileri arasında almak sıradışı değil. Eğer randevu genelinde bir sınav masaya yalan edeceğiz. Bu tamamen hareketsiz kalması önemlidir. Eğer rahat koyduktan sonra, akupunktur uzmanı değişik noktalarında deriye ve belirli derinliklere iğne ekleyecektir. İğne hiçbir rahatsızlık çok az neden olmalıdır. senin Akupunkturcu doğru derinlik elde etmek için iğne işlemek için varsa Sen acı hafif bir sancı hissedebilirsiniz. senin Akupunkturcu iğneler ısıtır veya iğneler yoluyla hafif bir elektrik darbeleri gönderirse Ayrıca hissi hissedebilirsiniz. Alacağınız iğnelerin sayısı arasında olabilir 5 ile 20 . İğneler genellikle 10 ila 20 dakika boyunca yerinde kalacak. Eğer tedavi önerilen sayıda tamamladıktan sonra iyileşme için UC belirtileri izlemek. akupunktur semptomlarınızı yardımcı varsa, bakım tedavisi için randevu planlayabilirsiniz. belirtiler geliştirmek yoksa, akupunktur sizin için doğru tedavi olmayabilir. Çoğunlukla, akupunktur güvenli bir işlemdir, ancak herkes için doğru değildir. Olası yan etkiler minör kanama, morarma veya ağrı içerebilir. Orada enfeksiyon riski de var, ama eğitimli, sertifikalı akupunktur uzmanı kullanırken bu olası değildir. Bu profesyonellerin tek kullanımlı, tek kullanımlık iğneler önemini biliyoruz. Eğer iğne korkusu yoksa Akupunktur dikkate değer. Eğer cildinizi batıcı iğne gelen hafif rahatsızlık veya duyguları tolere edebiliyoruz durumunda da bunu denemek isteyebilirsiniz. Eğer bir kanama bozukluğu varsa veya kan inceltici ilaç almak, bu terapi sizin için doğru olmayabilir. Bu faktörler kanama riskini artırabilir, bu nedenle ilk doktorunuzla konuşabilir. Eğer kalp pili varsa da akupunktur kaçınmalıdır. akupunktur iğneleri aracılığıyla gönderilen elektrik darbeleri kalp pilinizin olumsuz etkileyebilir. Eğer hamile iseniz Son olarak, akupunktur kaçının. Bu terapi prematüre doğum ve teşvik edilebilir. Daha araştırmalar UC için akupunktur etkinliği onaylamak için yapılması gerekir. Buna rağmen, akupunktur genellikle güvenli bir alternatif terapidir. belirtilerin hafifletilmesi için doğal bir yaklaşım arıyorsanız eğer bir cami akupunktur tedavileri başlamadan önce doktorunuza danışmanız önemlidir. Bu, bu tedavi için iyi bir aday olduğunu sağlamaya yardımcı olur. Ayrıca, doğru eğitim ile uygulayıcısı seçtiğinizden emin olun. Bu komplikasyon riskini azaltabilir. Mümkünse, UC ile yaşayan bir deneyim tedavi insanlara olan bir sağlayıcı kullanın.
İltihabi bağırsak hastalığı ibh, sindirim kanalında görülen, sıklıkla uzun süreli devam eden kronik seyirli bir hastalıktır. Bu hastalığın seyri sırasında sindirim kanalının iç yüzeyini örten tabakada hastalığın şiddetine bağlı olarak bazı değişiklikler oluşur. Bu değişikliklerin nedeni iltihabi reaksiyondur inflamasyondur. Bu iltihabi reaksiyon sıklıkla bağırsak iç yüzeyinde meydana gelir ve bağırsak iç yüzeyini örten tabakada mukoza ülser, şişme, yaralanma, kanama ve tahriş ile seyreder. Ana hatları ile iltihabi bağırsak hastalığının Ülseratif Kolit ve Crohn Hastalığı olmak üzere iki farklı tipi bulunur. Buna ek olarak, iltihabi bağırsak hastalığının tam olarak Ülseratif Kolit veya Crohn Hastalığına benzemeyen, arada kalan, tam belirlenemeyen bir tipi daha vardır. Bu bölümde Ülseratif Kolit Hastalığından bahsedilecektir. Barsak yerine Türk Dil Kurumu kılavuzunda doğru kelimenin "Bağırsak" olarak kullanılması gerektiğini biliyor muydunuz? Ülseratif Kolit Nedir? Ülseratif kolit, kalın bağırsağın içini örten tabakanın mukoza - submukoza iltihabıdır. İltihabi değişikliğin olduğu bölgede bağırsağın iç yüzünü döşeyen örtü tabakası olan mukozada ülserler oluşur. Bu nedenle hastalığa, ülserlerle karakterli hastalık anlamına gelen ülseratif kolit denir. Kalın bağırsak barsak içinde en sık rektum ve sol kolon kalın bağırsağın son bölümü etkilenir. Ülseratif kolit hastalığında sindirim kanalının bağırsak kanalının diğer bölümleri örneğin mide, ince bağırsak etkilenmez. Ülseratif Kolit Ülseratif Kolit Nasıl Gelişir? İltihabi bağırsak hastalıklarının kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Ancak son dönemde bağışıklık sistemi hastalığı immünolojik olduğuna dair teoriler ortaya atılmıştır. Hastalık bulaşıcı değildir. Kalıtsal genetik geçiş gösterebilir. Örneğin ailesinde ülseratif kolit olan bir çocukta bu hastalığın görülme ihtimali, sağlıklı ailelerin çocuklarına göre daha fazladır. Çevresel faktörler arasında ise sigara ve alkol tüketiminin oldukça etkili olduğu düşünülüyor. Ayrıca aspirin, antibiyotik, doğum kontrol hapları hastalığın daha da şiddetlenmesine yol açabilir. Bu ilaçlar kullanılırken doktora danışılmalıdır. Bazı teorilerde ise bir virüs veya bakterinin mikrobik bağırsak duvarındaki bağışıklık sistemi ile ilgili immunolojik olayları başlattığı ileri sürülmektedir. Bu olaylar sonucu, bağırsağı örten tabakada iltihabi hasar oluştuğu gösterilmiştir. Bağışıklık sisteminde olan bu bozukluğun, bir etkenin sonunda mı yoksa doğrudan başlangıç olarak mı meydan geldiği henüz aydınlatılmamıştır. Hastalığın ruhsal stres veya mutsuz geçen bir çocukluk çağı sonucu geliştiği inancı kabul edilmemektedir. Herhangi bir gıda türü ile meydana gelmez. Ülseratif kolit bulaşıcı değildir. Ülseratif Kolit Hastalığından Kimler Etkilenir? Ülseratif kolit hastalığı her yaş grubunu tutabilmesine rağmen, sıklıkla 16-40 yaş arasında görülür. Ülkemizde hastalık yaygın değildir. Kuzey Avrupa ve kuzey Amerika ikliminde yaşayanlarda sık görülür. Kadınları ve erkekleri eşit etkiler. Ailesel yatkınlık kalıtsal olabilir. Ülseratif kolit, diğer bir iltihabi bağırsak hastalığı inflamatuar bağırsak hastalığı olan Crohn hastalığına çok benzer özellikler gösterir. Bazen bu iki hastalığın ayrımını yapmak zor olabilir. Ülkemizde her iki hastalık da az oranda gözlenir. Fakat batı toplumlarında, örneğin yaklaşık 2 milyon kişi ülseratif kolit ve crohn hastalıklarından etkilenmektedir. Ülseratif kolit Kalıtsal mıdır? Genetik midir? Gerek ülseratif kolit gerek Crohn hastalığı bazı ailelerde sık görülür. Hastaların %20 kadarında birinci derece akrabaları da hastalıktan etkilenir. Buna karşın günümüze kadar belirlenmiş genetik bir geçiş yoktur. Anne veya babasından birisinde inflamatuvar bağırsak hastalığı iltihabi bağırsak hastalığı - ibh olan çocuklardaki risk % 1-7 Anne ve babasının her ikisinde de inflamatuvar barsak hastalığı olan çocuklardaki risk % 36'ya kadar çıkabilir Bir kardeşinde inflamatuvar bağırsak hastalığı olan çocuklardaki risk % 2-6 Bir çocuğunda inflamatuvar barsak hastalığı olan anne veya babadaki risk % 1-5'tir. Ülseratif Kolit Sindirim Kanalının Hangi Bölgelerini Etkiler? Sindirim kanalında ağızdan makata kadar herhangi bir bölgeyi tutabilen Crohn hastalığının aksine ülseratif kolit hastalığı sadece kalın bağırsağı etkiler. Hastalığın tutulum yerine farklı isimler verilir. Bu nedenle iltihabi bağırsak hastalığı ile aynı anlama gelen ve hastalığın etkilediği bağırsak bölümünü ifade eden farklı isimler kullanılır. Ülseratif Kolit Hastalığının Kalın Bağırsak Tutulumu Kalın bağırsak tutulumuna kısaca kolit denir. Buna ek olarak kalın bağırsağın tümünün etkilenmesine pankolit, sadece inen kolonun etkilenmesine sol kolit ve kalın bağırsağın son bölümü olan rektumun etkilenmesine proktit denir. Hastanın şikayetleri hastalığın etkilediği bölgeye göre değişmektedir. Proktit Hastalık sadece kalınbağırsağın rektum kısmında görülür. Proktosigmoid Hastalık kalınbağırsağın rektum ve sigmoid kolon kısmında görülür. Sol kolit Hastalık kalınbağırsağın sol kolon kısmında görülür. Pankolit Hastalık kalınbağırsağın tamamında görülür. Ülseratif Kolit Belirti ve Bulguları Nelerdir? Kalın bağırsağın en önemli görevi bağırsak içindeki suyun kana geri emilimidir. Ülseratif kolit hastalığında suyun geri emilmesini sağlayan tabakada inflamasyon iltihap olması nedeni ile bu işlev gerçekleşemez. Böylece hastalığın en önemli bulgusu ishal gelişir. Bu mukozal örtü tabakasındaki inflamasyon iltihap, doku zedelenmesine dolayısıyla ülserlere ve kanamaya neden olur. İshal, bağırsak hareketlerinde artışa ve karın ağrısına yol açar. Böylece hastalarda kanlı dışkılama, makattan kan gelmesi rektal kanama, dışkılama sırasında ağrı, acil dışkılama ihtiyacı, devam eden ishal, karın ağrısı çoğu zaman kramplar tarzında, kilo kaybı ve ateş gibi belirtiler meydana gelir. Hastalığın aktif dönemlerinde hastalarda tüm vücutta kırgınlık, halsizlik, eklem ağrıları gibi belirtiler görülebilir. Buna ek olarak hastalık bazen sindirim kanalı dışındaki bölgeleri de tutabilir. Sindirim kanalı dışında etkilenen organa göre bulgular ortaya çıkar. Örneğin deride cilt döküntüleri, eklemlerde şişkinlik, gözde kanlanma ve ağızda yaralar gibi bulgular hastalığın seyri sırasında kanlı ishal şikayetine eşlik edebilir. Hastalık, zaman zaman alevlenmeler ve sakin dönemler gösterir. Ömür boyu devam eden bir hastalık olmakla birlikte tedavi ile normal aktif yaşam mümkündür. Ülseratif Kolit Hastalığı Hangi Organ ve Dokuları Tutar? Ülseratif kolit hastalığının seyri sırasında hastalığa bağlı olarak gelişen sadece sindirim kanalını ilgilendiren sorunlar gelişebildiği gibi sindirim kanalı dışındaki organları içeren sorunlar da gelişebilir. Ülseratif kolit hastalığı etkilediği bölgeye göre de sınıflandırılır. Sadece sindirim - bağırsak kanalını ilgilendiriyorsa lokal bölgesel; bağırsak kanalı dışında diğer organları veya tüm vücudu ilgilendiriyorsa sistemik ekstraintestinal tutulum denir. Ülseratif Kolitin Sindirim Kanalındaki Etkileri Bölgesel belirtiler Derin ülserlerden meydana gelen ciddi kanamalar, bağırsak delinmesi, bağırsağın genişlemesi ve bağırsak hareketlerinin durması toksik megakolon, toksik dilatasyon gerek ülseratif kolit gerekse Crohn hastalığında görülen en belirgin lokal komplikasyonlardır. Bu lokal komplikasyonlardan en ciddi olanı toksik megakolondur. Karında, ani olarak gelişen ileri derecede şişme, ateş, kabızlık ve genel durum bozukluğu bu komplikasyonun habercisidir. İnflamasyonun tüm kalın bağırsak duvarını tutması sonucu, kalın bağırsak incelir ve genişler. Her an delinebilir. Bu nedenle acil cerrahi girişim gerekebilir. Ülseratif Kolitin Bağırsak Dışındaki Etkileri Sistemik etkileri Ekstraintestinal Bulguları Bağırsaklarda gelişen inflamatuvar olaylar sonucu salgılanan maddeler uzak organları da etkiler. Ateş, kilo kaybı, güçsüzlük ve iştah azalması bunların başında gelir. Düşük oranda olsa da bazı hastalarda eklem, deri, göz ve karaciğer rahatsızlıkları gözlenir. Ülseratif Kolit Eklem Bulguları Sıklıkla distal uç eklemlerde inflamasyona eklem iltihabına neden olur. Parmaklardaki küçük eklemler, el, ayak, bilek ve dizler en fazla etkilenir. Bazı hastalarda omurganın alt bölümü ve leğen kemiği eklemleri sakroiliak eklem etkilenir. Omurgadaki eklem aralıklarını etkileyen ve daha şiddetli seyreden şekline ankilozan spondilit denir. Eklemlerdeki değişiklikler, romatoid artiritte olduğu gibi çok fazla değildir. Ankilozan spondilit dışındaki eklem bulguları, bağırsaktaki inflamasyon düzelince iyileşirler. Üleratif Kolit Deri Bulguları Deri altında şişlikler gelişebilir. Bunlar deride kırmızı renkte ve üzerine basmakla hassas nodüllerdir. Eritema nodosum denilen bu deri bulguları sıklıkla ayak bileklerinde veya diz altında yerleşir. Diğer bir deri bulgusu, piyoderma gangrenosumdur. Derin ülserlerle karakterli, cerahatli deri yaralarıdır. Bu da aynı bölgelerde yerleşir. Üçüncü deri bulgusu, ağızda yerleşen, aftöz stomatit denilen, ağrılı yüzeyel ülserlerdir. Sıklıkla alt dudak ve diş etleri arasında, dilin her iki yanında ve dil kökünde yerleşir. Her üç deri bulgusu, bağırsaktaki hastalık iyileşince düzelir. Ülseratif Kolit Göz Bulguları Hastaların bir kısmı, gözde görülen ağrılı bir inflamasyon iltihab olan üveitten şikayetçidir. Bağırsak barsak bulguları düzelince bu da düzelir. Ülseratif Kolit Karaciğer Bulguları Karaciğer ve safra yollarına iltihabi değişiklikler inflamasyon gelişebilir. Bunlardan karaciğerde gözlenen inflamasyon, bağırsak inflamasyonu ile birlikte düzelirken, safra yollarını etkileyen sklerozan kolanjit düzelmez. Nadiren safra yolları kanseri gelişebilir. Ülseratif Kolitin Crohn Hastalığından Farkı Nedir? Crohn hastalığı, sıklıkla ülseratif kolit ile karışır. Fakat bu iki hastalığı birbirinden ayıran iki önemli özellik vardır. Ülseratif kolit hastalığı sadece kalın bağırsakta kolon ve rektum görülürken Crohn hastalığı ağızdan makattan anüse kadar her bölgede oluşabilir. Ülseratif kolit hastalığında sadece kalın bağırsağın kolon ve rektum içini örten yüzeysel tabaka mukoza ve submukoza hasta iken, Crohn hastalığında sadece yüzeysel tabakası değil, bağırsağın tüm katları hastadır. Ülseratif kolit hastalığında ishal ve kanlı dışkılama en önde gelen bulgu iken Crohn hastalığında; Karın ağrısı, ateş, kilo kaybı ve halsizlik Çeşitli organlar bağırsak - idrar torbası, rahim, vajina ve / veya deri arasında fistül gelişimi İnce veya kalın bağırsak tıkanıklığı Karın içinde apse ve / veya iltihabi kitle flegmon oluşumu Kalın bağırsaktaki inflamasyonun asimetrik dağılım göstermesi aynı anda birden fazla bölgeyi tutabilir. Ör hem ince bağırsak hem de makat tutulumu olabilir Biyopsilerde granülomların iltihabi lezyonlar gözlenmesi Makat perianal etrafında apse - fistül gelişimi İnce bağırsak hastalığı veya ameliyatları nedeni ile besin maddelerinden yeterince faydalanılamaması malabsorpsiyon Yukarıdaki bulgular ülseratif kolit hastalığının seyri sırasında pek gözlenmez, bu da ayırıcı tanı için önemlidir. Bunlara ek olarak Crohn hastalığında böbrek taşları ürik asit veya kalsiyum oksalat, safra kesesi taşları ve amiloidoz vücut dokularında nişasta benzeri madde birikmesi olabilir. Fakat bütün bunlara karşın ülseratif kolit ve Crohn hastalığını her zaman birbirinden ayırmak mümkün olmayabilir. Ülseratif Kolit Tanısı Ülseratif kolit tanısı öncelikle karın ağrısı ve kanlı ishal şikayeti olan kişilerde düşünülmelidir. Hastanın şikayetleri, bulgu ve belirtileri dikkatli bir fizik muayene ile değerlendirilir. En önemli tanı yöntemi doktorun hastayı değerlendirmesi ve muayenesidir. Buna ek olarak kesin tanı için doktorunuzun bazı tetkikler yapması gerekir. Gaitada bazı bakteriler ve amip parazit için inceleme yapılmalıdır. Zira shigella gibi bazı bakteriler ve Entamoeba histolityca gibi bazı parazitler ülseratif kolite benzer tablo oluşturabilirler. Anemi, beyaz küre yüksekliği ve sedimantasyon yüksekliği görülebilir. Anemi hemoglobin düşüklüğü - kansızlık kanamadan dolayı olur. Beyaz küre ve sedimantasyon yüksekliği yangı iltihap - inflamasyon olayının şiddetini yansıtır. Hastadaki belirtiler ülseratif koliti düşündürüyorsa kalın bağırsağın içini örten tabakanın mukoza incelenmesi gerekir. Makattan anüsten yerleştirilen özel bir cihaz ile [fleksibıl tüp kolonoskopi, endoskopik inceleme] doktor, kalın bağırsağı ve rektumun içini örten tabakayı direkt olarak görebilir ve bu sırada, mikroskop altında incelemek üzere hastalığın olduğu bölgeden örnek biyopsi alabilir. Bu inceleme ile iltihabi barsak hastalığı ile benzer belirti ve bulguları olan diğer etkenler saptanabilir. Kolonoskopi İşlemi Normal Ülseratif Kolit Crohn Ayrıca kalın bağırsağın ilaçlı filmi çift kontrastlı kolon grafisi, baryumlu lavman çekilerek hastalığın tipi ve yayılımı hakkında fikir edinilebilir. Bunun haricinde büyük abdestte kan sayımı ve amip incelemesi yapılarak benzer belirtilere yol açan diğer hastalıkların ayırıcı tanısı yapılabilir. Ülseratif Kolit ve Kanser Riski Uzun yıllar ülseratif kolit hastalığı olanlar, kalın bağırsak kanseri yönünden risk altındadırlar. Aktif hastalığı, 8 yıl ve üzerinde olanlarda kanser gelişme riski yüksektir. On yılın üzerinde kanser gelişme riski, her yıl %1 oranında artmaktadır. Uzun süren ülseratif kolit hastalarında, kanserleşme belirtileri görüldüğü zaman veya kanser gelişme riski olan olgularda, ameliyat ile kalın bağırsağın çıkarılması gerekir. Bu nedenle uzun süreli ülseratif kolit hastalığı olanlarda yıllık kolonoskopi ile tarama ve biyopsi alınması işlemi yapılmalıdır. Spastik Kolit ile İltihabi Bağırsak Hastalığı Arasında İlişki Var mıdır? Spastik kolit hastalığı, aslında irritabıl bağırsak hastalığı hassas bağırsak sendromu yerine kullanılan yanlış bir deyimdir. Şikayetlerinin benzerliği nedeni ile irritabıl bağırsak hastalığı huzursuz bağırsak sendromu ile iltihabi bağırsak hastalığı ülseratif kolit arasında ilişki varmış gibi düşünülebilir. Bu yanlıştır. Her ne kadar irritabıl bağırsak hastalığında da ishal ve karın ağrıları gözlense de, bağırsakta ülserasyon, yara, kanama ve inflamasyon yoktur. Bu nedenle Ülseratif kolit ve Crohn hastalığının irritabıl bağırsak hastalığı ile benzer bir tarafı yoktur. Fakat hastalıkların ayırıcı tanısı için mutlaka bir doktora müracaat edilmesi gerekir. Ülseratif Kolit Tedavisi Ülseratif kolit hastalığı zaman zaman ani alevlenmeler, zaman zaman da sessiz dönemlerle seyretmektedir. Hastalık alevlendiği dönemde ciddi belirti ve bulgularla seyrederken, sessiz dönemlerde hasta normal yaşamını kolaylıkla sürdürebilmektedir. Hastalığın etkeni tam olarak bilinmediği için hastalığın ne zaman alevleneceği ve buna neyin neden olduğu da bilinmemektedir. Ülseratif kolit tedavisinin amacı; Hastanın yaşam kalitesini yükseltmek İltihabi hasarı kontrol altına almak Beslenme bozukluğunu düzeltmek Karın ağrısı, ishal ve kanama şikayetlerini azaltmak Kanser gelişimini engellemektir. Hastanın belirti ve bulgularına göre her hastayı ayrı değerlendirmek gerekir. Hastanın yaşına, cinsiyetine, hastalığın süresine, hastalığın şiddetine, hastanın yaşam kalitesine göre bir tedavi programı yapılmaya çalışılır. Bu nedenle diyet planlaması ülseratif kolit diyeti, ilaç tedavisi, ameliyat ülseratif kolit ameliyatı veya bunların kombinasyonu ülseratif kolit hastalığının tedavisinde kullanılır. Ülseratif Kolit hastalığının kesin tedavisi olmadığı için hafif vakalarda sadece bulgulara yönelik tedaviler verilmektedir. Bazı durumlarda ise hastalığın etkilediği kalın bağırsağın tümünün ameliyat ile çıkarılması kesin bir çözüm olabilmektedir. Şiddetli vakalarda ilaç tedavisine ek olarak bağırsakları istirahate almak gerekir. Bu tip vakalarda tedavi, hastanede yatarken planlanmalıdır. Hastalara lifsiz, kolay sindirilen elemental diyet veya damardan besin maddeleri verilir. Bu destek tedavisine verilen cevaba göre sonraki tedavi planı yapılır. Ülseratif Kolit Hastalığında Kullanılan İlaçlar İlaçlar ile hastalığın bulguları kontrol altına alınabilir veya azaltılabilir. Fakat ilaçlar, hastalığı tam olarak tedavi edemez. Tedavide, kalın bağırsak mukozasındaki inflamasyonu baskılayan ilaçlar kullanılır. Hastalığın şiddetine göre tek veya birçok ilaç bir arada tercih edilebilir. Bu ilaçların kullanımı uzun süre gerekebilir. Salisilik Asitli Anti-İnflamatuar İlaçlar, Sülfasalazine ya da Mesalamine gibi Genellikle hafif ya da orta dereceli vakalarda hastalar sulfasalazin ile tedavi edilir. Bu ilacın uzun süreli kullanımı da gerekebilir veya diğer ilaçlarla beraber kullanılabilir. Bulantı, kusma, kilo kaybı, ishal gibi yan etkileri görülebilir. Sulfasalazinin yan etkilerinin görüldüğü vakalarda, sulfasalazinin benzeri olan 5-aminosalisilik asit tercih edilebilir. Metranidazol veya Ciproflaxocine Siprofloksasin gibi antibiyotik ilaçlar Bazı durumlarda antibiyotiklerin eklenmesi, örneğin Metronidazol türevleri yararlı olabilir. Steroid Grubu Anti-İnflamatuar İlaçlar Hastalığın şiddetlendiği dönemlerde, steroid prednizolon tedavisinden yararlanılır. Bağışıklık sistemini baskıladığı için kısa sürede cevap alınabilmektedir. Yan etkileri nedeni ile çok dikkatli kullanılmalıdır. Hastalığın alevlenme dönemlerinde ilaçların dozu artırılır. Thiopurine Grubu İlaçlar Mercaptopurine, Azothiopurine gibi Diğer bir grup ilaç immun sisteme bağışıklık sistemi etkili ilaçlardır. İmmunosupresif veya immunmodülatörler de denilen ilaçlar, bağışıklık sistemini baskılayarak, hastalığı kontrol altına alır. Azotiyopirin, 6- mercaptopurine, siklosporin ve methotreksat bu grup ilaçlardır. Bağışıklık sistemini kuvvetli baskıladıkları için ciddi yan etkilere neden olabilirler. Bunlarla tedaviye başlarken dikkatli karar vermek gerekir. Biyolojik Ajanlar Anti-TNF Bir diğer grup ilaç ise biyolojik tedavi edici ilaçlardır. Biyolojik tedaviler vücuttaki iltihabı inflamasyonu engelleyen bloke eden proteinlerdir. Biyolojik tedavi olarak Anti-TNF ilaçları kullanılmaktadır. İnflamasyon nedeni ile hastalıklı dokulardan salınan tümör nekroz edici faktör TNF belirti ve bulgularının şiddetlenmesinden sorumludur. Anti- TNF ilaçları bu şiddetlenmeleri ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle son yıllarda anti- TNF ilaçları bulguları bastırmak amacı ile kullanılmaktadır. Bazı hastalarda sadece kalın bağırsağın son bölümü etkilenmiştir. Bu durumda olan hastalara ağızdan veya serum ile damardan tedavi vermek yerine lavman ile makat yolu ile tedavi yapılabilmektedir. Yukarıda anlatılan ilaçların lavman yolu ile verilerek etkili olan şekilleri vardır. Bazen doktorunuz hem ağızdan alınan ilaçları hem de lavman yolu ile tedaviyi tercih edebilir. İlaç Tedavisinin Yan Etkileri Nelerdir? Kullanılan tüm ilaçların belli oranlarda yan etkileri vardır. Sülfasalazin, ender olarak bulantı, baş ağrısı, kansızlık, deri döküntüleri ve ishale neden olur. Yan etkileri azaltmak için başlangıçta küçük dozlar verilmelidir. Doktor, yan etkilerin şiddetine göre doz ayarlaması veya ilaç değişikliği yapabilir. Tedavide sıkça kullanılan diğer bir ilaç steroidlerdir. Steroid kullanımı ile yüzde genişleme ay dede yüzü, sivilce gelişimi, iştah artması, kilo artışı gözlenebilir. Kemiklerden kalsiyum kaybına bağlı kemik dokuda zayıflamaya neden olur. Hastalarda şeker hastalığı gelişimi ve kan basıncında yükselme olabilir. Bu nedenle dikkatli takip edilmelidir. Uzun süreli steroid kullananlarda, düzenli göz kontrolleri yapılmalı, katarakt perde inmesi ve glokom göz tansiyonu gelişimi açısından hastalar takip edilmelidir. Steroidler hastanın infeksiyonlara mikrobik hastalıklar karşı duyarlılığını da arttırır. Yine uzun süreli kullanımlar, hastanın psikolojik dengesini de bozabilir. Tüm bu yan etkiler, steroidlerin kesilmesi ile geçer. Steroidlerin uzun süre kullanılması ile böbrek üstü bezleri adrenal bez baskılanır. Bu nedenle vücutta normalde salgılanan, hayati öneme sahip olan steroidler, gerekli durumlarda, ihtiyaç duyulan miktarlarda salgılanamayabilir. Bu nedenle steroidleri ilaç olarak kullanmaya başlarken ve ilacı keserken çok dikkatli olunmalıdır. Steroidler doktor kontrolünde, zaman içinde doz azaltılarak kesilmelidir. Bağışıklık sistemini baskılayan immunmodülatörlerin Azotiyopirin, 6- mercaptopurine, siklosporin ve methotreksat ciddi yan etkileri vardır. Bunlar arasında kan hücrelerinde baskılanma, pankreas pankreatit, karaciğer hepatit iltihabı, böbrek hasarı, sinir hücrelerinde iletim bozukluğu sayılabilir. Vücuttaki iltihabı engelleyen biyolojik ajanlar anti-TNF kullanılmaya başlanmadan önce ayırıcı tanı yapılması önemlidir. Ayırıcı tanı yapılmadan tedaviye başlanırsa, tedavide vücudun diğer enfeksiyonlara karşı savunması azalacağından, altta yatan başka bir enfeksiyon klinik olarak daha da kötüye gidebilecektir. Bu durum hayati tehlike taşıyan bir duruma dönüşebilir. Diğer yan etkileri mide bulantısı, mide ağrısı ve döküntüdür. İlaç Tedavi Sorunları İlaç tedavisine cevapsız hastalarda, yan etkiler nedeni ile ilaç kullanamayan hastalarda, ilaç bağımlılığı gelişenlerde şikayetleri baskılamak için devamlı ilaç kullananlar, çok sayıda ilacı her gün almak istemeyenlerde, ilaç tedavisinin yetersiz kaldığı durumlarda, hastalığa bağlı acil gelişen sorunlarda ve kanser şüphesi varlığında ameliyat ile cerrahi tedavi gereklidir. Ülseratif Kolit Hastalığında Cerrahi Tedavi Ülseratif Kolit Hastalığında Yapılan Ameliyatlar Ülseratif kolit hastalığı sadece kalın bağırsağı etkilediği için cerrahi tedavi, hastalığı tam olarak küratif amaçla iyileştirebilir. Unutulmamalıdır ki, ilaç tedavisinin kesin tedavi olanağı tam şifa yoktur. İlaç tedavisi sadece şikayetlerin baskılanmasını sağlar ve hastalığın sessiz döneme girmesini kolaylaştırır. Ülseratif kolit tanısı ile takip edilen hastaların % 30-45 kadarında, hayatlarının bir döneminde, aşırı kanama, şiddetli hastalık, kalın bağırsağın delinmesi, kanser gelişimi, ilaç tedavisine yanıtsızlık nedenleri ile kalın bağırsağın ameliyatla çıkarılması gerekir. Ülseratif Kolit Hastalığında Cerrahi Ne zaman Gereklidir? Yaşam Kalitesi Ülseratif kolit hastalığı, ömür boyu süren, zaman zaman alevlenme gösteren bir rahatsızlıktır. Bu nedenle hastalar, şikayetlerini baskılamak için çok sayıda ilaç almak zorundadır. Gerek hastalık belirtileri, gerekse her gün alınması gereken ve yan etkileri olan ilaç tedavisi, yaşam kalitesini bozmaktadır. Bu nedenle ülseratif kolit hastalığının sadece kalın bağırsağı tutan ve ameliyat ile tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalık olduğu unutulmamalıdır. İlaç Tedavi Sorunları İlaç tedavisine cevapsız hastalarda, yan etkiler nedeni ile ilaç kullanamayan hastalarda, ilaç bağımlılığı gelişenlerde şikayetleri baskılamak için devamlı ilaç kullananlar ve çok sayıda ilacı her gün almak istemeyenlerde de cerrahi tedavi gereklidir. Acil Durumlar Ülseratif kolit hastalarının %10-15 kadarı, acil olarak cerrahi tedaviye ihtiyaç duyarlar. Hastalığın çok şiddetli alevlenme ile başlayan toksik kolit, toksik megakolon ve yüksek doz ilaç tedavisine yanıt vermeyen durumunda, acil olarak cerrahi tedavi gerekir. Buna ek olarak ciddi kanama, bağırsak tıkanıklığı, bağırsak delinmesi veya karın iç zarı iltihabı peritonit gibi hayatı tehdit eden komplikasyonlar geliştiği zaman da acil cerrahi tedavi gerekir. Kanser Şüphesi Uzun süren ülseratif kolit hastalarında, kanserleşme belirtileri görüldüğü zaman veya kanser gelişme riski olan olgularda, ameliyat ile kalın bağırsağın çıkarılması gerekir. Ülseratif Kolit Hastalığında Hangi Ameliyatlar Yapılabilir? En İyi Alternatif Hangisidir? Ülseratif kolit hastalığı sadece kalın bağırsağı etkilediği için ameliyat ile tüm kalın bağırsağın çıkarılması hastalığı tam olarak küratif amaçla iyileştirebilir. Fakat şu bilinmeli ki her ameliyat seçeneğinin kendine özgü avantajları ve dezavantajları vardır. Ameliyat öncesi, bunlar hastaya anlatılarak, uygun yöntem seçilmelidir. Şimdi kısaca yapılan ameliyatları gözden geçirelim; İleal Poş - Anal Anastomoz İpaa [İleal Rezervuar Anal Anastomoz -İleoanal Anastomoz] Bu ameliyat hastaların eskiden olduğu gibi normal yolla dışkılama alışkanlıklarına devam etmelerini sağlamaktadır. Bu nedenle ülseratif kolit tedavisinde en çok tercih edilen ameliyat seçeneği haline gelmiştir. Bu ameliyat sıklıkla iki aşamada yapılır. Birinci aşamada, hasta olan tüm kalın bağırsak kolon ve rektum, makat ve makatı kontrol eden kaslar korunarak çıkarılır. Makat anal kanal ve dışkı kontrolünü sağlayan sfinkter kasları yerinde bırakıldığı için bağırsak devamlılığını eskiden olduğu gibi sağlamak mümkün olabilmektedir. İnce bağırsaklardan küçük bir rezervuar poş oluşturularak makata bağlanır. Bu rezervuar poş, kalın bağırsağın son bölümü olan rektumun depolama görevini üstlenir. Böylece hastanın dışkılamasını eskiden olduğu gibi doğal yolla yapabilmesi sağlanır. Ameliyatın başarısını artırmak ve olası yan etkilerden korunmak için hastanın makat bölgesindeki dikiş yerleri iyileşene kadar geçici süre kullanılmak üzere bir ileostomi açılır. Bunun nedeni ince bağırsaklardan yapılan rezervuar poş ve bağırsak devamlılığının bir süreliğine dışkı ile temasının engellenmesidir. Böylelikle yara iyileşmesinin daha iyi olması sağlanır. Bazı doktorlar eğer hastanın durumu uygun ise buna gerek duymazlar ve ameliyatı tek aşamada yapabilirler. Ülseratif kolit hastalarında yara iyileşme sorunu sık olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun nedeni uzun süren hastalık ve ilaçlar nedeni ile vücudun güçsüz kalmasıdır. İşte bu nedenle yara iyileşmesini daha iyi kontrol edebilmek için geçici süre bağırsağın karın duvarına alınması ileostomi gerekebilir. Kolostomi İkinci aşamada 10 ila 12 hafta sonra bu koruyucu ileostomi kapatılır. Hasta dışkılamasını normal yoldan yapmaya başlar. Bu ameliyat ile ülseratif kolit hastalığının tekrarlama riski ortadan kaldırılmış olur. Birçok hasta operasyon sonrasında eski hayatlarına dönebilmektedirler. Protokolektomi - Kalıcı İleostomi Eskiden ülseratif kolit için standart ameliyat, tüm kalın bağırsağın, ve kalın bağırsağın son bölümünün rektum makat ile birlikte anüs tamamen çıkartılması idi. Bu ameliyat proktokolektomi olarak adlandırılır ve tek ya da birden fazla aşamada yapılabilir. Bu ameliyat hastalığı tümüyle iyileştirir ve kanserleşme riskini tamamen ortadan kaldırır. Ancak hastanın kalıcı olarak ince bağırsağını karın ön duvarına ağızlaştırmak gerekir ileostomi. Bu ameliyatı tercih eden hastaların karın ön duvarında torba taşıması gerekir. İleorektal Anastomoz Bazı hastalarda kalın bağırsağın son bölümü hastalıktan çok etkilenmemiş olabilir. Bu durumda ameliyatta hastalığın şiddetle etkilediği kalın bağırsak bölümleri çıkarılırken, kalın bağırsağın son bölümü rektum ve makat anüs korunabilir. Bu durumda ince bağırsak ile rektum arasında devamlılık sağlanır. Bu ameliyata, ileorektal anastomoz denir. Bu ameliyat şeklinde ileostomiye gerek olmaz. Ancak artmış dışkılama sayısı, geride kalan rektumda ülseratif kolit hastalığının aktivasyon ve kanser gelişimi olasılıkları gibi riskleri vardır. Ancak her tedavide olduğu gibi ameliyatlarında bazı yan etkiler komplikasyonlar oluşabilmektedirler. Ameliyat sonrasında görülen en sık yan etkilerden birisi ince bağırsaktan oluşturulan ve depolama görevi üstlenen rezervuarın poşun iltihaplanmasıdır. Kısaca poşit diye tanımlanan bu durum hastaların %30’unda görülmektedir. İshal, karın bölgesinde kramp şeklinde ağrı, dışkılama sıklığında artış, ateş ve dışkılama dürtüsü en belirgin semptomlarıdır. Sıklıkla ilaç antibiyotik tedavisi ile düzelir. Ameliyat sonrası diğer bir yan etki komplikasyon ise bağırsak tıkanıklığıdır. Sıklıkla karın içi yapışıklıklara bağlı olarak gelişir. Bağırsak tıkanıklığı bulantı, kusma ve karın bölgesinde ağrıya neden olur. Belli bir süre bağırsağın dinlendirilmesi ile sorun çözülebileceği gibi bazı hastalarda da tıkanıklığın tekrar bir ameliyat ile açılması gerekebilir. Bazı hastalarda dışkı kontrol sorunları gözlenebilir. Bu durum gaz tutamama veya iç çamaşırın lekelenme tarzında kirlenmesi şeklinde olabilir. Ülseratif kolit hastalarındaki yara iyileşme sorunları nedeni ile ince bağırsağın makata bağlanma yerindeki dikiş hattında anastomoz sorunlar olabilir. Dikişler tam iyileşmezse anastomoz hattında sızıntı olabilir. Bu durum karın zarı iltihabına peritonit neden olabilir. Tedavisi için tekrar ameliyat gerekebilir. Bunların dışında nadiren görülebilen başka yan etkilerde olabilir. Bunların ameliyat öncesi doktorunuz ile detaylı konuşulmasında yarar vardır. Unutulmamalıdır ki ilaç tedavisinin de ameliyat kadar ciddi yan etkileri olabilmektedir. Özellikle bağışıklık sistemini baskılayan ilaçların hayati organlar üzerinde birçok olumsuz etkileri bulunmaktadır. Ameliyat tedavisi ile ülseratif kolit hastalığı tam şifa ile sonuçlanırken, ilaç tedavisi sadece belirti ve bulguları baskılar, hastalığı tam iyileştirmez. Ameliyat tercihi yapılmadan önce hastalara tüm bu bilgilerin verilmesi gerekir. Buna göre hasta ile beraber uygun tedavi yöntemi belirlenebilir. Çocuklarda Ve Ergenlik Çağında Ülseratif Kolit Hastalığı İnflamatuvar iltihabi bağırsak hastalığı, çocuklarda ve ergenlik döneminde büyümeyi engelleyebilir. Ergenliğe geçiş dönemi gecikebilir. Bu durum bağırsaktaki inflamasyonun tedavi edilmesi ile düzelir. Çocukluk ve ergenlik çağında, hastalığın sistemik ekstraintestinal bulguları bağırsak bulgularından daha ön planda olabilir. Bu nedenle çocukluk döneminde gelişme geriliği olan kişilerdeki yorgunluk, halsizlik, güçsüzlük, iştahsızlık, ateş, kilo alamama şikayetleri akla iltihabi bağırsak hastalığını getirmelidir. İltihabi bağırsak hastalığı olan çocukların anne ve babaları, çocuklarının hasta olmasında kendilerini hatalı görürler. Anne-babaya ait hiçbir davranış ve psikososyal sorun çocuklarında bu hastalığın gelişimine neden olmaz. Anne-baba açısından en önemli nokta çocuğun gelişme geriliğinin, erken dönemde fark edilmesi, doktora başvurarak, buna bağlı önlemlerin alınmasıdır. Diğer önemli bir nokta, hastalık hakkında çocuğun bilgilendirilmesidir. Ona, hastalığın tüm seyri ve tüm komplikasyonları detayları ile anlatılmadan, hastalık hakkında bilgi aktarılabilir. Çocuğun hastalık hakkında soru sorması desteklenmeli ve aklındaki belirsizlikler giderilmelidir. Okul eğitimi ve çevresindeki sorunlar, çocuk ile konuşulmalı ve ortak karar alınmalıdır. Ülseratif Kolit Ve Gebelik Ülseratif koliti ÜK olan kadınlar hamile kalabilme fertilite bakımından genel popülasyonla aynı şansa sahiptirler. Ülseratif koliti ÜK aktif veya iyileşme durumunda olan kadınlarda hastalık hamile kalmayı etkilememektedir. Hastaların gebelik öncesinde iyileşme haline sokulması ve gebelik süresince de iyileşme halinin sürdürülmesi en uygun tedavi yaklaşımıdır. Bu nedenle hastaların gerek tedavi planını yapan gastroenteroloji gerekse kadın doğum doktorları ile yakın ilişkide olmaları gerekir. Gebelik öncesinde medikal tedavi ile iyileşme halinde olan hastalarda gebelik süresince bu durumun sürdürülmesi için gerekli olan en düşük dozda tedavi sürdürülmelidir. Gebelik sırasında yarı yarıya hastalık alevlenebilir, ya da iyileşebilir. Bazı hastalarda doğumu takiben birkaç hafta içinde alevlenme olabilir. Bağışıklık sistemini etkileyen Azothioprine tedavisi almakta olan hastalar gebe kalmaktan kaçınmalıdır. Bunun için doğum kontrol yöntemleri kullanılabilir. Bu ilaçların hastalık üzerine kötü etkisi yoktur. Sulfasalazine, mesalazine gibi ilaçlar gebelik sırasında, emniyetle kullanılabilir. Gebelik sırasında hastalığın alevlenmesi halinde lavman yolu ile veya ağızdan kortizon kullanmak gerekebilir. Kortizonun anne karnındaki bebeğe zararlı etkisi gösterilmemiştir. Bununla birlikte yüksek dozda kortizon hapları almakta olan hastaların bebeğini emzirmemesi önerilir. Hastaya hamile kalmadan önce hastalığının aktif olmayan dönemde olmasının gerektiği anlatılmalıdır. Ameliyat ile tedavi düşünülen hastalarda ameliyatın mümkünse gebe kalınmadan önce tercihen en az 1 yıl önce yapılmalıdır. Ülseratif Kolit ve Yaşam Ülseratif kolit hastalığı, ömür boyu süren, zaman zaman alevlenme gösteren bir rahatsızlıktır. Bu nedenle hastalar, şikayetlerini baskılamak için çok sayıda ilaç almak zorundadır. Gerek hastalık belirtileri, gerekse her gün alınması gereken ve yan etkileri olan ilaç tedavisi, yaşam kalitesini bozmaktadır. Bu nedenle ülseratif kolit hastalığının sadece kalın bağırsağı tutan ve ameliyat ile tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalık olduğu unutulmamalıdır. Tedavi ile bulguları kontrol altına alınan hastalar, eski yaşamlarına dönerler. Hastalar, uzun süren tedavi ve hastanede yatmalarına karşın genelde işlerine devam eder, evlenir, yaşam kurar ve aile hayatlarına başarı ile sürdürebilirler. Ender olarak bazı hastalar, uzun süren, devamlı tedavi ve doktor kontrolü gerektiren iltihabi bağırsak hastalığı nedeni ile ruhsal problemler gösterebilir. Bu ruhsal problemlerin hastalığın bir nedeni değil, sonucunda geliştiği unutulmamalıdır. Çocuk hastalarda bu ruhsal problemler ve huzursuzluk anksiyete daha belirgin olabilir. Bu nedenle psikolojik destek alınabilir. Ülseratif Kolit Hastalığında Hatırlanması Gerekenler Ülseratif kolit, kalın bağırsağın iç yüzeyini döşeyen tabakanın kolon mukozası hastalığıdır. Crohn hastalığı ile birlikte inflamatuar barsak hastalıkları grubunu oluşturular. Ülseratif kolit hastalığının belirti ve bulguları ilaç tedavisi ile çoğunlukla kontrol altına alınabilir. Fakat tam şifa ilaç tedavisi ile sağlanamaz. Bazı hastalarda kalın bağırsağın ameliyatla alınması gerekebilir. Kalın bağırsağın tümünün alınması ile hastalıkta tam şifa sağlanabilir. On seneden fazla süren ülseratif kolit hastalığında kanser gelişme riski vardır. Bu nedenle hastaların kolonoskopi ile takip edilmeleri gereklidir. Gerek ülseratif kolit gerek Crohn hastalığı bazı ailelerde sık görülür. Hastaların %20 kadarında birinci derece akrabaları da hastalıktan etkilenir. Buna karşın günümüze kadar belirlenmiş genetik bir geçiş yoktur. Ülseratif kolit hastalığı, ömür boyu süren, zaman zaman alevlenme gösteren bir rahatsızlıktır. Bu nedenle hastalar, şikayetlerini baskılamak için çok sayıda ilaç almak zorundadır. Gerek hastalık belirtileri, gerekse her gün alınması gereken ve yan etkileri olan ilaç tedavisi, yaşam kalitesini bozmaktadır. Bu nedenle ülseratif kolit hastalığının sadece kalın bağırsağı tutan ve ameliyat ile tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalık olduğu unutulmamalıdır. İnflamatuar barsak hastalıklarında, diğer hastalıklardan farklı olarak genelleştirilmiş bir diyet yoktur. Her hasta farklıdır ve kurallar her hasta için ayrı belirlenmelidir. Ülseratif koliti ÜK olan kadınlar hamile kalabilme fertilite bakımından genel popülasyonla aynı şansa sahiptirler. Tedavi ile bulguları kontrol altına alınan hastalar, eski yaşamlarına dönerler Hastalar, uzun süren tedavi ve hastanede yatmalarına karşın genelde işlerine devam eder, evlenir, yaşam kurar ve aile hayatlarını başarı ile sürdürebilirler.
Ülseratif kolit tüm kalın barsağı kolon ve rektum etkileyen inflamatuar bir hastalıktır. İnflamasyon barsak duvarının en iç mukoza tabakasına sınırlıdır. ÜK remisyon girebilir ya da nüks edebilir. İlaç tedavisi sıklıkla ilk tedavi seçeneğidir. Eğer ÜK için cerrahi gerekir ise bu genellikte tam iyileşme sağlar. Risk Faktörleri Erkek ve kadınlar aynı sıklıkta etkilenir ve tüm yaşlardaki kişilerde ÜK gelişebilir. ÜK aile hikayesi bu hastalık riskini az miktarda hafifçe arttırır. Nedenler ÜKin tam nedeni bilinmemektedir ancak bulaşıcı değildir. Olası sebepler bağışıklık sistemindeki anormallikler ve bakteriyel infeksiyondur. Belirtiler Semptomlar Çoğu hasta kırklı yaşlarda belirti verir. Az sayıda hasta ise ilk belirtileri hayatlarının daha ileri yaşlarında 60-70’li yaşlar gösterir. ÜK belirtileri Crohn hastalığı ile benzerdir ancak ÜK yalnız kolon ve rektumu etkiler. ÜKin en sık belirtileri Karın krampları Ağrı İshal Dışkılama ile birlikte kanama Ateş İştahsızlık Kilo kaybı Tanı Teşhis İlk basamak tıbbi hikaye ve fizik muayenedir. Bunu takiben ek testler gerekebilir. Bunlar, kan testleri, rektum , kolon ve terminal ileumu ince bağırsağın kalın barsak ile birleşen son kesimi içeren tam kolonoskopi ve radyolojik incelemelerdir. röntgen. Bu değerlendirme ÜK hastalığının yaygınlık ve şiddetini belirlemede yardımcı olur, Crohn hastalığı gibi tanıları dışlamayı sağlar ve tedaviyi yönlendirir. Tıbbi Tedavi İlaç Tedavisi Eğer acil cerrahi gerekmiyor ise ilaç tedavisi ilk seçenektir. İlaç tedavisinin amacı hastanın hayat kalitesinin arttırmaktır. Başlangıçta en yaygın tedavi anti-inflamatuar ilaçlar ile kombine edilen kortikosteroidlerdir steroid hormonları . Hastalığın yaygınlığına göre ağızdan ya da rektal fitil olarak kullanılabilir. Cerrahi Tedavi İlaç tedavisinin artık etkin olmadığı durumlarda cerrahi tedavi düşünülür. Kolonoskopi sırasında saptanan kanser yada kanser öncüsü durumlar diğer cerrahi nedenleridir. Bazen hastalığın bir komplikasyonu örneğin perforasyon delinme, ciddi kanama ya da ciddi enfeksiyon toksik kolit ortaya çıkar ise cerrahi gerekir. ÜK sadece kolon ve rektumu tuttuğu için bazı durumlarda ikisi birlikte tamamen çıkarılabilir. Bu tedavi seçeneği küratiftir ancak ileostomiyi gerekli kılar. Bazı hastalar J-poş için aday olabilir. Bu işlem tüm kolon ve sfinkter kaslarının bulunduğu son kısmı hariç tüm rektumun çıkarılmasını içerir. Sfinkter kaslarının hemen üzerine birleştirilen yeni rektumu poş oluşturmak için ince bağırsak kullanılır. İyileşme döneminde hastanın geçici ileostomisi olur ancak nihayetinde bu kapatılır ve hasta tekrar anal yolla dışkılayabilir. Elektif ya da acil cerrahiler koşullara bağlı olarak, klasik açık yöntem yada minimal invazif yöntemler ile yapılabilir. En güvenli ve etkin yöntem bireysel olarak belirlenir. Acil Cerrahi Acil cerrahi potansiyel olarak hayatı tehdit edici durumlar için yapıldığından çoğunlukla açık yöntem kullanılır. Acil cerrahi sırasında kalın bağırsak tamamen çıkarılır. Rektum ve anüs geçici olarak korunur. İnce bağırsağın son kısmı karın ön duvarına cilt seviyesine getirilir. Dışkının cilde yapışık bir torbaya boşalmasını sağlayan bir ileostomi oluşturulur. İyileşme sonrasında ikinci bir işlem yapılabilir. Bu cerrahi sırasında hastalıklı rektum çıkarılır. İnce barsak kullanılarak yeni rektum ileal poş oluşturulur. Yeni rektum anal açıklık ile birleştirilir. Burası iyileşene kadar bölgeyi korumak için bir loop ileostomi oluşturulur. İyileşme tamamlandığında ileostomiyi kapatmak için üçüncü bir işlem yapılır. Bu 3 aşamalı ÜK işlemi hastanın nihayi olarak ileostomisiz yaşayabilmesini sağlar. Elektif Cerrahi Elektif cerrahide yukarıda tarif edilen birinci ve ikinci aşamalar kombine edilir. ÜK için bu iki aşamalı cerrahi minimal invazif yada açık olarak yapılabilir. Kolon ve rektumun ikisi birden çıkarılır. İnce bağırsaktan yeni rektum j-poş yapılır ve anal açıklıkla birleştirilir. Genellikle iyileşe kadar bölgeyi koruma amacıyla bir saptırıcı ileostomi oluşturulur. Hasta iyileştikten sonra ileostomiyi kapamak ve ince bağırsağı tekrar birleştimek için ikinci bir işlem yapılır. Seçilmiş vakalarda bazı cerrahlar işlem tek aşamada sonlanacak şekilde saptırıcı ileostomi açmazlar. Cerrahi Sonrası Prognoz Cerrahi sonrası 5-6 ve gecede 1 kere dışkılama beklenebilir. Poş içerisinde infeksiyon gelişebilir. Komplikasyonlar nedeniyle poşların % 10 kadarı çıkarılır ve ileostomi oluşturulur. Uzun Dönem Takip Düzenli takip muayeneleri planlanır. Bu periyodik muayeneler sırasında doktorunuz poş fonksiyon ve sağlığını değerlendirecektir.
Skip to content ANASAYFA HAKKINDA KATILDIĞI TOPLANTI ve ETKİNLİKLERTEDAVİLER AferezReflüİnflamatuvar Barsak HastalıklarıKolon KanseriMide BotoksuEndoskopi Öncesi HazırlıkKolonoskopi Öncesi HazırlıkERCP-EUS Öncesi HazırlıkHelikobakter Pilori İlaç KullanımıDİĞER TEDAVİLER MAKALELER VİDEOLAR ONLINE RANDEVU ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM İnflamatuvar Barsak Hastalığında Yeni Bir Tedavi Lökositaferezis [Toplam 4 Ortalama İnflamatuvar Barsak Hastalığı adı altında toplanan iki hastalık bulunmaktadır. Bunlardan birisi Crohn Hastalığı diğeri ise ülseratif kolit hastalığıdır. Her iki hastalıkta genetik yatkınlığı olan bireylerde nedeninin bilemediğimiz, tetiği çeken faktörü belirleyemediğimiz immun bağışıklık sistemini ilgilendiren kronik süreğen yangı ile karakterize hastalıklardır. Crohn hastalığı özellikle ince barsakları ve kalın barsağı tutan bir hastalık iken ülseratif kolit ise daha çok kalın barsağı tutan bir hastalıktır. Her iki hastalıkta bireyin özellikle çocukluk çağı veya doğurganlık çağı gibiolarak nitelendirdiğimiz 15-45yaş grubunu ilgilendirmektedir. Bu dönemde kişinin en çok verimli ve aktif olduğu, yaşamın en verimli çağları olarak nitelendirebileceğimiz evrelerinde çıkan bu hastalıklar toplum sağlığı açısından son derece önemlidir. Her iki hastalıkta da kanlı ishal, karın,ağrısı,ateşlenme gibi yakınmalar ile seyredebilmektedir. Bu yakınmaların dışında her iki hastalıkta pek çok sistemi ilgilendiren sorunlar ortaya çıkarabilmektedir. Deri,göz,eklem,kas,kemik,solunum sistemi,sinir sistemi,dolaşım sistem,, ürogenital böbrek ve cinsel organlar sistem, hematolojik kan sorunlar,nörolojik beyin ve sinir sistemi , karaciğer ve safra yolları tutulumları gibi pek çok organ ve sistemleri etkileyebilmektedir. Neredeyse vucudumuzfaki tüm sistemler etkilenmektedir. Alevlenmeler eksaserbasyon ve yatışmalar remisyon dönemleri ile yaşamı etkileyen pek çok soruna yol açan bu hastalıklar ne yazık ki yurdumuzda da azımsanmayacak oranda görülmektedir. Türkiye de tam sağlıklı bir istatistik olmamakla beraber ülseratif kolit için toplumun her kişilik diliminde 35-100 arası olguya rastlanmaktadır. Crohn hastalığı için ise oran biraz daha az olmakla beraber toplumun her kişilik diliminde 10-100 olgu bulunmaktadır. Bu olgu oranları az gibi algılanabilmekle beraber bu hesaplamalar ile 4 milyon kişinin yaşadığı İzmir’de yaklaşık 1400-2000 kişi ülseratif kolit iken 1000-1500 kişi de Crohn hastası olarak tahmin edilmektedir. Bu tahminler dha yüksek rakamlarda da olabilir. Rakamları Türkiye geneline uyguladığımız zaman ise ne denli yüksek sayıların ortaya çıktığı görülebilecektir. Tıbbın gelişim süreci içerisinde her iki hastalıkla ilgili olarak tedavi yaklaşımı özellikle bağışıklık sisteminin baskılanması ile hastalığın kontrol altına alınması prensibine dayanmaktadır. Bu yaklaşımda ana ilaç olarak kortikosteroidler kortizon karşımıza çıkmaktadır. Kortizon halk arasında da bilindiği gibi iki tarafı keskin bir bıçak gibi dikkatli kullanılması gereken bir ilaçtır. İlacın dramatik yararlarını görebildiğimiz gibi uzun süreli kullanımlarında bir yıl iki yıl gibi ciddi yan etkilerle karşılaşma bizlere güçlükler çıkarmaktadır. Bu sorunların yanı sıra özellikle kortizona karşı hastalıkta ortaya çıkan direnç ile daha büyük tedavi güçlükleri ortaya çıkabilmektedir. Bunu aşmak için kullanılan diğer immun sistemi baskılayıcı ilaçlar ise kortizondan farklı kimi zaman daha riskli yan etkileri karşımıza çıkarabilmektedirler. Ülseratif kolit hastalığında kalın barsağın tümü tutulduğu zaman hastalık özellikle 10 yıllık bir süreyi geçtiğinde kalın barsak kanseri gelişim riski ortaya çıkmaktadır. İnternet aracılığı ile hastalıkla ilgili bilgi almak isteyen olgularda kalın barsak kanseri gelişim riski büyük bir sorun olarak algılanmakta ve karşılarına dikilmektedir. Bu sorunu hasta çok sık rastlanan bir olasılık olarak algılamaktadır. Eninde sonunda bu hastalık yani ülseratif kolit kalın batsak kanserine dönecek ve yaşamım bu nedenle sonlanacak duygusuna kapılmaktadırlar. Bu gerçeği yanıtsan bir kaygı değildir. Tüm ülseratif kolit olguları değerlendirildiğinde %4-5 olguda kalın barsak kanseri Crohn hastalığı olgularında ise %3-4 olguda ise ince barsak kanseri gelişim riski bulunmaktadır. Kanser riski ülseratif kolit için daha çok tüm kalın barsak bölümlerinin tutulması, Crohn için ise oldukça sorunlu seyreden hastalar için olasıdır. Bu kanser gelişim oranları da yabancı ülkelerin Amerika Birleşik Devletleri , Almanya, Danimarka gibi olgularının kanser gelişim oranlarıdır. Türkiye için sağlıklı istatistikler olmamakla beraber bu oranlarda kanser gelişimleri ile karşılaşmadığımızı da rahatlıkla belirtebilirim. Kortizon ile tedavi de amaç hastalığın mümkün olduğu oranda sakin kalmasını sağlamak ve karşılaşılabilecek tüm sorunların operasyona gitmeden çözülmesini sağlayabilmektir. Operasyondan kastedilen ise özellikle tüm kalın barsağın çıkarılarak ince barsağın makata ağızlaştırılması işlemidir. Oldukça ağır bir operasyon olmakla beraber bu operasyon gerekli ve zorunlu olduğu taktirde geciktirilmemelidir. Bu operasyonunda ciddi mrobidite kalıcı hasar ve mortalite ölüm riski yönünden iyi değerlendirilmesi ve gereğinde başvurulması gereken bir çözüm olarak akılda tutulması gerekmektedir. Yukarıda saydığım kortizon veya benzeri bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar dışında mesalazin, salazoprin gibi ilaçlar özellikle kortizonun sağladığı alevlenmeyi yatıştırıcı tedavinin sürdürülmesine yardımcı olarak kullanılmaktadırlar. Şimdiye kadar açıklamaya çalıştığım tedavi seçeneklerine ek olarak ise vücudumuzda inflamasyon iltihabi olaylarında önemli bir yer tutan tümör nekrozis faktör alfa TNF alfa olarak isimlendirilen aracı moleküle karşı geliştirilen antikor tedavi alanına girmiştir. Anti- TNF alfa iğne olarak kullanılmakta ve özellikle tüberküloz gelişim riski onbinde 8-10 ile lenfoma lenf kanseri onbinde 8-15 gelişim riski açısından dikkatli olunması gerekmektedir. Bu tedavinin etkinliği konusunda elde edilen veriler umut verici olmakla beraber kullanım alanlarının seçilmesi ise son derece önemlidir. Japonya da geliştirilen diğer bir tedavi yöntemi olarak aferez karşımıza çıkmaktadır. Aferez kelime anlamı olarak uzaklaştırma , ayırma anlamına gelmektedir. Kanın aferez işlemine tabi tutulması ise kanın bir komponetinin alınıp, geri kalanının hastaya veya donöre geri verilmesi işlemidir. Sitaferezis ise kanı oluşturan hücresel elemanlarının ayrılıp, geri kalanının hastaya veya donöre geri verilme işlemi olarak açıklanabilir. Aferez tipleri oldukça farklı etkilerde farklı kullanım alanlarında yer almaktadır. Aşağıdaki listede aferez tipleri gösterilkmektedir. • Sitaferez • Lökoferez • Eritrosit Değişimi • Trombositaferez • Terapötik Plazmaferez • Terapötik Plazma Değişimi ~ TPD • Selektif Plazma Değişimi ~ SPD • Kaskad Filtrasyon ~ CF • Duble Filtrasyon Plazmaferez DFPP • Reoferez • Immünadsorbsiyon IA ~ IgG Aferezi • Viral Eradikasyon/Uzaklaştırma • Adsorbsiyon AA • Lipid Aferezi • Ekstrakorporeal Fotoferez ~ ECP • Adsorbtif Sitaferez Aferez tarihine baktığımızda Yunanlılar ve Hintliler tarafından uygulandığına dair bilgilerimiz mevcuttur. Sık sık kan çekmek için sülük kullanan orta çağ doktorların kanısı hacamatla bir organdan zararlı maddelerin çekilebileceği şeklinde idi. Tarihte tıp çevrelerinde uygun kan alma sayısı, çekilebilecek kan miktarı, hastanın yaşına göre cevabı, mevsim ve kan alma bölgesi ile ilgili ateşli tartışmalar bilinmektedir. Bugün ise aferez uygulamaları tıbbın pek çok alanında tedavi edici olarak kullanılabilmektedir. Bu uygulamalara birkaç örnek vermek gerekirse mantar zehirlenmelerine bağlı karaciğer yetmezlikleri, vasüklitler bağışıklık sistem bozukluklarına bağlı damar iltihapları ile seyreden hastalıklar, nörolojik hastalıklardan myastenia gravis gibi farklı mekanizmalar ile gelişen birçok hastalıkta birincil tedavi ya da yardımcı tedavi seçenekleri arasında yer almaktadır. İltihabi barsak hastalıkları alanında lökositarezis uygulaması ise özellikel Japonya da elde edilen uygulamalar ile tıp literatürüne girmiştir. İltihabi barsak hastalıkları İBH uygulamalarında İnflamasyon ve/veya otoimmün yanıta neden olan lökositlerin kandan uzaklaştırıldığı vücut dışı ekstrakorporeal uygulanan bir sağaltım olarak karşımıza çıkmaktadır. İBH da kullanılan Kortikosteroid ve ilaç tedavisine refrakter olan hastalarda seçici lökosit aferezi alternatif bir tedavi olarak düşünülmektedir. İşlem esnasında hastanın kanı, bir kolondan Resimdeki cihaz geçirilerek inflamasyon ve/veya otoimmün cevaba neden olan aktifleşmiş lökositler granulosit, lenfosit, monosit spesifik olarak dolaşımdan uzaklaştırılır ve daha sonra arındırılan kan hastaya geri uygulaması Aferez uygulamasında ciddi bir yan etki olmamakla beraber uygulamanın deneyimli ellerde ve merkezde yapılması osn derece önemlidir. Hematoloji uzmanın kontrolünda gastroenteroloji uzmanınca seçilen hastalara seanslar şeklinde uygulanan bu işlemde hastanın enfeksiyon kapması için gereken her türlü titizlik gösterilmelidir. Uygulama hastane ortamında yapılırken sıklıkla sorunsuz hastalar ayaktan gidip gelebilmektedirler. İşlem 1 saat gibi kısa bir sürede sonlana bilmektedir. Daha ağır ve ciddi komplikasyonları olan hatalar hastanede yatarak tedavi görebilmektedirler. Bir olguya haftada iki kez toplam 10 seans bir diğer değişle 5 haftalık tedavi protokolleri önerilebilmekle beraber acil yanıt beklenen, süratli iyileşmesi istenen olgularda haftada 3 kez, bir diğer deyişle 3 haftalık tedavi süreleri de uygulanabilmektedir. Bu uygulamalar yaklşaık 450 senas şeklinde uygulanan 30 olgu deneyimlerimizde önemli bir yan etki veya olumsuz bir durumla karşılaşılmamıştır. Bu sevindirici olmakla beraber gösterilen titizliğin bir an bile aksatılmamsı çok daha önemlidir. Uygulamada gerek ülseratif gerekse Crohn hastalarında %75 oranında başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Bu olgular yakın izlem altında tutulmaktadırlar. Elde edilen sonuçlar ilgili kongrelerde sunulmaktadır. Türkiye’de bu denli yoğun uygulama yapılan bir merkez olarak sonuçlarımızın tıp literatürüne katkısının giderek artacağı biliminin hastalıkların sebepleri ve tedavileri alanındaki gelişmelerinden bir örnek olan lökositaferez uygulamasının İnflamatuvar Barsak hastalarının çekilmez olan yaşamlarını çekilebilir hale getiren, topluma, güncel,sosyal yaşama karışmalarını sağlayacak bir tedavi seçeneği olarak ortaya çıkışının deneyimli merkezlerde ve deneyimli ellerde uygulamasının son derece önemli olduğu şeklinde değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatarak sağlık ve esenlikler dilerim. Prof. Dr. Hakan Yüceyar2019-09-17T112430+0300 Benzer Yazılar 3 Yorum Admin 30 Ekim 2017 at 1426 - Yanıtla Güzel anlatım, tebrikler. Admin 30 Ekim 2017 at 1427 - Yanıtla Admin 30 Ekim 2017 at 1423 - Yanıtla Kafamızdaki bütün soru işaretlerine cevap bulduğumuz çok güzel bir makale olmuş. Teşekkür ederiz hocam.
ülseratif kolit iğne tedavisi yan etkileri