şaman davulu ne ise yarar

Les Meilleurs Sites De Rencontres Amoureuses Gratuit. Abdülkadir İnan Bütün yer yüzündeki din adamlarının özel kıyafet taşıma­ ları çok eski devirlerden, iptidaî çağlardan kalma bir gelenek ve görenektir. Kıyafete ve dış görünüşe hiçbir önem ve değer vermiyen İslâm dinine mensup din adamları bile komşu ulus­ların ve eski dinlerin geleneklerine uyarak “ kisve-i ilmiyye” bi­datini icad etmişlerdir. Şamanizm rahipleri olan kamların da kendilerine mahsus kıyafetleri cübbe ve külâhları vardır. Kam ın cübbesine Altaylılar manyak, Yakutlar kumu yahut oyün tangasa şaman giyimi derler. K am bunları ancak âyin yaparken giyer. Şamanlığa namzet olan genç, staj gördüğü müddet içinde, cübbe giymez, âyinleri adî elbisesiyle yapar. Geleneğe uygun bir cübbe hazırlamak pahalıya mal ol­duğu için bazı kamlar, ruhlarının özel müsaadeleriyle, birkaç yıl cübbesiz âyin yaparlar. Fakat cübbesiz kamlar kötü ruhlara karşı fazla cesaret gösteremezler. Bunun içindir ki her kam ne yapıp yapıp şaman kıyafeti elde etmeğe çalışır. Kamlar için kıyaffetten sonra en önemli şey davul yahut dümbelektir. Şaman, cübbe ve davulunu kendi arzu ve isteğiyle değil, fakat hizmetinde bulunduğu ruhun emir ve ilhamına göre yap­ tırır. Cübbe ve davulun vasıfları ve biçimi, süsleri bütün teferruatiyle bu ruh tarafından tarif edilir. Ruhun istediklerinden en ufak bir nesne eksik olursa bu cübbe ve davul âyin yapmıya yaramaz. Ruh ve ruhlar tarafından şaman olmağa çağırılan kimse cübbe ve davul yaptırmağa yardım etmeleri için akraba ve dostlarına müracaat eder; bunlar da cübbe ve davul için ge­reken malzemeyi armağan ederler. Malzeme hazır olduktan sonra kadınlar toplanıp cübbeyi dikerler. Bu işe iştirak edenlerin edep ve ahlâka aykırı hareket etmeleri kesin olarak yasaktır. Cübbe hazır olduktan sonra şaman bir âyin yapar. Bu âyine “ yelbü çıkar-” yahut “ manyak arüla-” denir ki “ manyak takdis etme” anlamına gelir. Şaman bu âyinde cübbenin ruh­lar tarafından beğenilip beğenilmediğini öğrenmek ister. Koruyucu ruhlar bu manyakı dikkatle tetkik ederler, beğenirlerse cübbe âyin yapmağa yarar; beğenmezlerse eksikleri tamam­lanır. Şaman cübbesi, gelenek olarak, otuz parçadan yapılmış sayılırsa da hakikatte altmış kadar muhtelif parçalardan mürek­ keptir. Cübbenin esas kısmı meral veya beyaz koyun derisinden yapılan ceketten ibarettir. Başka parçalar bu cekete dikilir. Bu parçalar, şamanların ruhlar dünyasında bulunduğunu tahayyül ettikleri bütün varlıkların sembolleridir. Meselâ, cübbenin yakasında sıralanan dokuz küçük kukla Ülgen’ in dokuz kızını, küçücük cübbeler onların elbiselerini, demir veya başka made­ni şeyler küpelerini temsil eder. Kötü ruhlarla mücadelede kul­landığı “ mânevi” yayın ve diğer silâhların sembolleri küçücük yay ve çıngıraklardır; ve kötü ruhların fısıltılarını dinlemekiçin kulak, ay, güneş, yıldızlar, Erlik dünyasında yaşıyan kur­bağalar, yılanlar hep cübbede temsil olunur. Bu semboller ör­güler, kumaş parçalan, madenden yapılmış süs ve sairelerden ibarettir. Yakut “ oyün” şamanlarmm cübbelerinde, teferruatı ba­kımından, Altay kamlarının cübbelerine nazaran, bazı farklar bulunuyorsa da, esas itibariyle aşağı yukan birbirinin aynı de­nilecek mahiyettedirler. Yakut şamanın cübbesindeki farklar­dan önemlileri “ emeget” denilen ruhun sembolü ile kuş resim­leridir. Emeget bazı cübbelerde insan resmi, bazısında madenî bir süs ile temsil edilir. Şamanın cübbesiyle beraber külâhı börk de hazırlanır. Külâhın esas kısmı üç kanş uzunluğunda kırmızı kumaş­tan olur, etrafına da üç tane düğme konulur. Astan kaba ve âdi kumaştır. Külâhın üç yerine vaşak derisi dikilir; bunlardan biri göz, biri alın ortası, biri de ense hizasına konulur. Şu suretle külâh üç kısımdan mürekkep olur ki bundan dolayı “ üf üyelüü kuş pörük üç boğumlu kuş külâh’ denir. Göz üzerindeki kışıma, külâhın kenarına, saçaklara mu­vazi olarak, bir sıra türlü türlü boncuklardan diziler konur. Her dizide beş boncuk ve ucunda bir “ yılan başı” salyangoz kabuğu yahut eşek boncuğu bulunur. Dizilerin sayısı muh­teliftir, beş, dokuz veya on altıdır. Bu süslere “ iniciler” denir. Bu süslerden başka bazı külahların kulak hizasına sincab de­risiyle bir büyükçe boncuk konur. Bu sincab derisine “ kulak” , boncuğa da küpe sırğa denir. Alın kısmı, külâhın tam alın hizasına birkaç sıra, yılan pajı eşek boncuğu dikilir; bazı külahların alın kısmı da göz hizasındaki süslerle süslenir. Yukarıda gösterilen süslerden başka bazı külâhlara iki sırma kaytan ilâve olunur. Bu kaytanın biri dokuz yerinden düğümlenir ve buna ebekuşağı alâim-i sema şekli verilir, diğer bir parçası da bunun üzerine dikilir. Külâhın tepe kısmı beyaz koyun yününden örülmüş kaim kaytanla doldurularak zikzak şeklinde dikilir; ortasına dokuz düğüm kabartma yapılır. Bazı külâhlara yalnız dokuz düğüm koymakla iktifa olunur. Külâhın ense kısmı aynı dikişle doldurulur. Bazan de uçan kuş resimleri nakşedilir. Külâhın tepe kısmı azçok daralır; kenarına iki, dokuz veya otuz tane baykuş tüyü ülberek dikilir. Âyin yapmak için gerekli nesnelerden biri davuldur. Al­tay Ular ve Yakutlar şamanların kullandıkları davula tüngür derler. Bu kelimeye eski metinlerde, bu mânasiyle, rastlanmı­yor. [1] Fakat davulun şaman âyinlerinde Doğu Asya’da çok eski zamanlarda kullanıldığına dair Çin kaynaklarında kayıt­lar bulunmaktadır. [2]Eski Yenisey Kırgızları’nın şaman âyin­lerinde saz çaldıklarını XI . yüzyıl tarihçilerinden Gardizi haber vermektedir. Bugünkü Kırgız Kazak baksıları kopuz kullanırlar. Eski Oğuzlarda, Islâmdan sonra, şamanizm geleneklerini de­vam ettiren ozan’lar kopuzu mübarek saymışlardır. Dede Kor­kut her hikâyede kopuzu ile meydana çıkıyor, ad verirken, dua alkış ederken hep kopuz çalıyor; Oğuz kahramanı kopuzun sesinden kuvvet alarak mücadelede galip oluyor. [3] Yakut şamanları davul bulunmazsa bunun yerine at kuy­ruğu kullanırlar. Bu âdet, Doğu Türkistan bakşılarımn “ tuğ” lariyle mukayese edilebilir. Umumiyetle Yakut şamanları davula Altay şamanları kadar önem vermezler. Bunların davul­larında Altay şamanlarının davullarında bulunan muhtelif sembolik resimler de bulunmaz. Şamanların davul sahibi olmaları da, tıpkı cübbe sahibi olmaları gibi, koruyucu ruhlarının emriyle olur. Hiçbir şaman kendi arzu ve isteğiyle davul yaptıramaz; yaptırdığı davulu koruyucu ruh veya ruhlar tarafından kabul edilmedikçe kul­lanamaz. Şor kamları davul yapma emrini ilhamını Mustağ = Buzdağ denilen dağdan alırlar. Mustağ şamana bütün ömrü boyunca kaç tane davul kullanılabileceğini tayin eder. Tayin edilen sayı tamam olunca şamanın ömrü de tükenmiş olur. Şamanların bu inancına dair L . P. Potapov garip bir olayı anlatıyor. Sandra adlı bir kam Potapova “ tayin edilen davullarının sayısının tamam olduğunu, binaen aleyh yakında öleceğini” söylemiş. Gerçekten bu kam birkaç gün sonra ölmüş. Davul tüngür daire veya yumurtamsı biçimde olur. Yakut şamanlarınm kullandıkları daha ziyade yumurtamsı şekilde yapılan davullardır. Davul yapmak için kayın ağacı yahut sedir möş ağaç, deri, madenî süsler, kıl sicimler kullanılır. Davul yapılacak ağaç obadan uzakta bitmiş, insan ve hayvan dokunmamış temiz ve sağlam olmalıdır. Davul yapıldıktan sonra ardıç ağacı yakılıp tütsülenir, ruhlara şarap serpilir saçı yapılır. Davulun değeri 15-20 ruble olur; “ manyak” la beraber, evin üst başında, bir köşede saklanır. Davulun esas kısmı olan ağaç ve demir hiçbir zaman değiştirilemez; derisi ise değiştiri­lebilir. Biri ölen evde bulunan davul, Erlik’in elçisi Aldaçı’nın yaklaşmasiyle kirlenmiş ve kuvvetini kaybetmiş sayılır. Böylece kirlenmiş ve kuvvetini kaybetmiş olan davulların derisi derhal değiştirilir. Bu gibi hâdiselerde davulla beraber bütün şaman mukaddesetı da — manyak, yalama, bayrı, yayık muhafaza edi­len torba da— kirlenir, “ habis* ’ olur. îhtiyatkâr şamanlar ve ev sahipleri, hastanın öleceği anlaşıldığı dakikada şaman’a ait eşyayı evden çıkarırlar. Her davul, şamanın ölümünden sonra ormana götürülüp, parçalanır ve bir ağacın dalına asılır; şamanın ölüsü’ de bu ağacın yanına gömülür. Şamanın defni iesnasında hususi âyin ve merasim yapılmaz, İlâhiler de okunmaz. Şamanlar, mümkün olduğu kadar, obadan ve yollardan uzak bir tepeye, hayvan sürüleninin yaklaşamıyacağı yeredefnedilir. Müslüman Kazak-Kırgızlar da büyük baksılan umumî mezarlıklardan uzaklara gömerlerdi. Yalnızlıktan şikâyet eden Kırgız-Kazak şairi Abay, bu eski âdete işaret ederek, “ baksının mezarı gibi tek başıma kaldım” diyor. Molasınday BaksıningCalgız kaldem tapçınım Ölen şaman’ın vasiyeti üzerine bazı akrabası yeni davul yaptırır ve evine asarlar. Eski an’anaye göre şamanların evinde iki davul bulunur bunlardan biri âyinlerde kullanılır, İkincisi de bir köşede saklanır. Bazı istisnaî vaziyetlerde şamanlar davul yerine yölgö kü­çük yay kullanırlar. Fakat yölgö ile âyinin ancak bir kısmıyapılır, tam âyin yapılamaz. Yölgö ile âyin yapabilmek için önce koruyucu ruhların arzuları anlaşılmış olması gerektir. Bazı şamanlar birçok âyinlerde yalnız yölgö kullanmakla iktifa ederler. Fakat bunlar ancak kendi akrabalarının dinîihtiyaçlarını tatmin için âyin yapan şamanlardır. Davulun tokmağı da, davul ve cübbe gibi, özel törenle hazırlanır. Altaylılar davul tokmağına orbu, Yakutlar ise bulaayah derler. Bu tokmak kayın ağacından yahut sığın geyik boynuzundan yapılır. Davul âyin sırasında şamanın ruhu mânevî varlığı dün­yayı dolaşırken, taşıt ödevini görür. K arada gezerken davul at, tokmak kamçı, sulardan geçerken davul kayık, tokmak kü­rek, göklere çıkarken binilecek kuş olur. Altay şamanlarmm davullarının içinde ve dışında birtakım resimler bulunur. Bu resimler Anohin’ e göre şöyle izah edilir [4] Daireyi ikiye ayıran düz ve kalın bir çizginin yukarısında, bir başın iki yanındaki iki daire güneş ve ayı temsil ederler. Yay şeklindeki kaim çizgiler ebekuşağıdır, her davulda görülür. Ebekuşağının altında tanrıdan yere inmiş kayın ağacının, derisi davul için kullanılan meralin geyiğin resimleri vardır. Da­vulun derisi üzerinde geçmiş bir kamın, bazı ruhların, ebeku­şağı, ay, güneş, yıldızların resimlerinde başka üst dünyanın ve yer altındaki kötü ruhların, kurbanlık hayvanın resimleri de bulunur. Bunlardan başka âyin icra edilen bir sahne de tersim edilir. Beltir ve Sagay kamlarının davullarındaki resimler Katanov tarafından izah edilmiştir. [5] Ona göre davulda yedi sarı kız çetti sarig kız, meral, kurbağa, yılan, mukaddes kayın ağacı, ay, güneş, yıldızlar ve hastalık taşıyan ruhların resimleri bulunur. Davulun derisi yırtılırsa tutkal ile yapıştırılır. Davul üze­rine ateş kıvılcımı düşerek yakarsa şamanlar bunu fena alâmet sayarlar, en ufak bir delik bile olsa davulun derisini çıkarıp yeni deri koyarlar. Eski deriyi ormana götürüp bir kayın ağacı dalma asarlar. Doğu Türkistan’ın müslüman kamları “ bakşı” ları Altay şamanlarmm davulu yerine dap def ve dombak kullanırlar. Âyin yaparken dap kamın ardakaşı yardımcısı tarafından çalınır, dombakı ise kamın kendisi kullanır. Bazı bakşılar ravap rübab denilen üç telli bir saz ile âyin yaparlar. Makale Kaynakçası [1] – Eski Türkçe metinlerde davul anlamında tüngür kelimesine rast­lanmıyor. Eski Türkler davula küvrüg derlerdi. [2] – Hyacınth, II, ı6, 32. [3] – Kilisli neşri, s. 10 5; Orhan Ş. Gökyay, s. 71. Oğuzların kopuzu mübarek saydıkları bilhassa onuncu hikâyeden çok açık görülüyor “ oğlan sürmürdi örüturdı. Kılıcınım balçağına yapıştı kim bunu çırpa. Gördi kim elinde kopuz var, aydur mere kâfir, Dedem Korkut kopuzı hörmetine çalmadım, dedi. Eğer elinde kopuz olmasaydı ağam başıçün seni iki para kılurdum, dedi” . Kilisli, 14 9 ; O . Ş. Gökyay, 130. [4] – A .V . Anohin» Altay şamanlığına ait maddeler, s. [5] – Proben I X , 563-566. Halil Can AKGÜN Dünyanın dört bir yanında izlerini bulabileceğimiz, insanın evren ile ilişkisi olan Şamanizm, insanlık tarihi kadar eskidir. Şamanizm, genellikle Sibirya halklarının dinsel inanışlarını anlatan bir deyim olup, Kuzey Asya halkları arasında “büyücü, sihirbaz” anlamına gelen Şaman kelimesinden türemiştir. Çok büyük bir coğrafyaya yayılmış olan ve Orta Asya kültür tarihinin, önemlisi de Türk kültür tarihinin bir bölümünü oluşturan Şamanizm, insanlık tarihinin en kadim inanç biçimleri arasında bulunmaktadır. Tüm dünyada farklı şekillerde ortaya çıkmış ve varlığını sürdürmüştür. Şaman inancının Orta Asya coğrafyası ile birlikte anılmasının sebebi bölgenin kültürünün oluşmasında büyük etkisinin olmasıdır. Bunun yanında Keltler’den, Kızılderililere, Türklere ve Moğollara kadar daha birçok çok kavmin kültüründe ve inanç yapısında kendini göstermiş ve halen daha göstermektedir. Şamanizm’e karşı son yıllarda artan ilginin, hem sosyal camiada hem de akademik camiada, yazılan çizilenlerin artması eskiye duyulan ilginin ve atalara olan saygının de bir göstergesidir. Şamanizm’in en eski şekline göre, öbür dünya aşağıdaki dünya ile aynıdır. Aslında bu tüm inanç sistemlerinde olan ikili dikonomi ile aynıdır. Şaman inancında ışık âlemi olan gök’ün ve aşağı dünyanın birçok katmanı vardır. En yaygın inanç şekline göre gök’ün 17 katı dahi olabilir Rasonyı, 197129. Ziya Gökalp Şamanizm’i daha önce maderi totemizm devrinde bir din’ olduğunu, “Toyunizm”den sonra sihir mahiyetine girerek “kehanetin ve ruhani Tababetin” ismi olduğunu ve Türklerin dini değil sihri bir sistem olduğunu belirtmektedir Gökalp, 197640. Şamanizm inancında en önemli oldu Şaman’dır. Şaman kavramı üzerinde oldukça fazla çalışma yapılmıştır. Şaman kelimesi genellikle büyü, sihir yapan ve uygulayan kişiyi belirtmek amacıyla büyücü, sihirbaz anlamında kullanılır. Şamanlar uyguladıkları yöntemler ile hastaları tedavi etmişlerdir ve bu sayede şifacı olarak anılmışlardır. Şaman sözü Tunguzca bir söz olup Tunguzca’dan Rusça yolu ile Batı bilim dünyasına geçmiştir Gömeç, 199840. “Şaman” kelimesini Türkler ve Moğollar kullanmazlar İnan, 200074. Türkler, Şaman kelimesi yerine Kam’ı kullanırlar Rasonyı, 197128. Şaman, Şamanizm’e bağlı topluluklar arasında onu din olarak yaşayan ruhlarla insanlar arasında bağlantı kuran bir nevi din adamıdır Buluç, 1948310. Şaman ayini ve törenlerini yapanlara ve ruhlarla insanlar arasında bağ kuranlara eski Türkler genellikle “Kam” der İnan, 200072. Avrupa’da hâkimiyet kuran Hunlar zamanında Ata-kam ve Eş-kam adlarında iki kişiden bahsedilmesi Avrupa Hunlarının da din adamlarına Kam denildiğini göstermektedir Gömeç, 200382. “Kam” kelimesi şaman kelimesinin Altay Türkleri arasında kullanılan eş anlamlısıdır. Kaşgarlı Mahmud, Divanü Lugat-it Türk adlı eserinde “kam” kelimesini şamanın karşılığı olarak “kâhin” anlamında kullanmıştır Kaşgarlı Mahmud, 1992157. Yusuf Has Hacib “ İster tabip getir, ister kam; ölmekte olana hiçbir fayda vermez” sözleriyle aslında kam kelimesini tam olarak büyücü ve sihirbaz anlamında kullanmıştır Yusuf Has Hacib, 199187. Yusuf Has Hacip aynı zamanda, Kutadgu Bilig adlı eserinde kamları “otacılar” tabipler ile bir tutmuş; kamların insan toplulukları için faydalı kişiler olduğunu belirtmiştir İnan, 200072. Şamanların Özellikleri Şamanizm’in en büyük özelliği nüfuz ettiği bölge halkının ruh âlemine bürünme yeteneğidir. Şamanlık, ruhun gezip dolaşması, tanrılarla bağlantı kurması konusunda, eski Türk halklarının doğaya atfettiği gizli kuvvetleri istismar etmiş, ona yeni unsurlar ekleyerek bütün bir maneviyat âlemini belirli bir kadro içine almayı başararak adeta bir din havası kazanmıştır Kafesoğlu, 1999289. Şamanlık kabiliyeti ve bilgisi ırsidir, babadan oğula geçer. Müstakbel şaman bunun için babasından ders almaz, irşat olunmaz, bu meslek için hazırlanmaz Güngör, 2002267; Eliade, 199939; Radlof, 1976233. Şamanların geneli saldırgan ve melankolik adamlardır. Bir ailede çocuklardan biri şaman olma belirtileri göstermeye başlarsa, büyükler derhal bunun önüne geçmeğe çalışırlar. Çünkü şamanın kazancı çok az olur, çok zaman ücretsiz ayin yapar. Evladından biri şaman olursa, aile bir işçi kaybetmiş olur İnan, 200076. Bu durumda herkesin şaman olması beklenemez. Şaman olabilmenin en büyük şartı bir kamın neslinden gelmektir. Şaman olacak çocuk, daha çocukken hastalıklı ve dalgındır Eliade, 199939. Aileden gelen şamanlığın ilk belirtileri şaman adayının aniden hastalanması ve yoğun baş ağrısı nöbetleri geçirmesidir. Şaman olacak çocuğa güç birdenbire gelir. Atalarının kuvvetiyle şaman olarak tespit edilen şahıs, uzuvlarında birden bire bir gevşeklik hisseder, bu hal yoğun bir titreme ile etkisini gösterir. Kuvvetli ve doğal olmayan esneme başlar, göğsünde bir baskı hisseder, birdenbire şiddetli ve garip seslerle bağırmak ihtiyacı duyar, sıtmalı gibi titrer, gözleri döner, birdenbire yerinden sıçrayarak deli gibi etrafta dönmeye başlar, nihayet ter içerisinde yere yuvarlanır ve çırpınmalarla kramp içerisinde kıvranır Radlof, 1976233. Nihayet günün birinde davulunu alıp çalmağa başlar ve artık sakinleşip kendine gelir. Şamanların kendilerine göre asıl öğretmenleri, bir takım özel ruhlar ile ata ruhlarıdır Radlof, 1976234. Bu ruhlar, şamanları belirli kurallara göre yetiştirmektedir. Bunun yanında şamanlık yetkisi Tanrı tarafından da verilmektedir. Gök Tanrı’nın insanlarla, ruhlardan oluşan elçiler vasıtasıyla konuşması ve şamanın gök seyahatini ruhların refakatinde yapması Sarıkçıoğlu, 198391 şamanlık kabiliyetinin Tanrı ve ruhlar aracılığıyla verildiğini göstermektedir. Buna göre hiyerarşik bir düzenin olduğu anlaşılmaktadır. Türkler, Şamanların harikulade insanlar olduklarına, ruhlar, gizli güçler ile ilişki kurup onlara istediklerini yaptırabildiklerine inanırlardı. Hatta şamanlar Gök Tanrı ile de temasa geçip ondan mesajlar getirebilen şahsiyetlerdi. Gelecekten haber veren, hava şartlarını değiştiren, felaketleri önleyen yahut düşmanlarına musallat olan, hastaları iyileştiren, göğe çıkıp uçabilen, ateşte yanmayan Türk Şamanları incelendiğinde bunların Türk veli imajına çok benzedikleri görülecektir Ocak, 199711. Şaman Elbisesi Şamanların kendilerine has kıyafetleri vardır. Her şamanın kendine özel bir cübbesi, külahı, davulu ve maskesi mevcuttur Güngör, 2002267. Cübbe ve davulun vasıfları ve biçiminin, kamın hizmetinde bulunduğu ruh tarafından bildirildiğine inanılmaktadır Güngör, 2002267. Şaman inancın da kamlar, kutsalla olan ilişkilerini yerine getirirlerken veya dini ritüellerin uygulanışı sırasında kendilerine özel kıyafetler kullanırlar. Şamanlar ayinleri sırasında hayvan derisinden bir göğüslüğü olan açık cübbe ve üzerinde dağ tavuğu tüyü bulunan kırmızı bir külah giyerler Radlof, 1976234. Şamanlar ruhları kovmak için, elbiselerine bir takım ağaç dalları, hayvan kemikleri ve püsküller takardı. Bunların arasında kollara, sırta takılan küçük zil ve çıngıraklar bulunurdu. Çeşitli sesler çıkararak ruhları ürküten madeni eşya, şamanın zırhı sayılırdı. Çıngırakların üst kısmında küçük yaylar bulunurdu. Bunlar da yine zırhın bir parçası olarak kötü ruhlara karşı silah vazifesi görürdü. Şamanın giydiği elbise, kötü ruhlara karşı onu bir maske gibi muhafaza etmektedir Donuk, 19889-10. Şamanların ayin yaparken giydikleri kıyafetlerine cübbe denir. Şamanlığa namzet olan genç staj gördüğü müddet içinde, cübbe giymez, ayinleri adi elbisesiyle yapar. Geleneğe uygun bir cübbe hazırlamak pahalıya mal olduğu için bazı kamlar, ruhlarının özel müsaadeleriyle, birkaç yıl cübbesiz ayin yaparlar. Fakat cübbesiz kamlar kötü ruhlara karşı fazla cesaret gösteremezler. Bunun içindir ki her kam ne yapıp yapıp şaman kıyafeti elde etmeğe çalışır İnan, 200091. Şaman olacak kişinin cübbeyi temin etme şekli biraz farklıdır. Şaman adayı akraba ve dostlarından yardım ister. Onlar da şaman adayına cübbe ve davul için gerekli olan malzemeyi armağan ederler. Malzeme hazır olduktan sonra kadınlar toplanıp cübbeyi dikerler İnan, 200091. Cübbenin hazırlanmasının ardından şaman bir ayin yaparak cübbeyi ruhların beğenisine sunar Buluç, 1948314. Koruyucu ruhlar cübbeyi incelerler, beğenirlerse cübbe ayin yapmağa yarar; beğenmezlerse eksikleri tamamlanır İnan, 200092. Şaman cübbesi, altmış kadar muhtelif parçadan oluşur. Cübbenin esas kısmı meral veya beyaz koyun derisinden yapılan ceketten ibarettir. Başka parçalar bu cekete dikilir. Bu parçalar şamanların ruhlar dünyasında bulunduğunu tahayyül ettikleri bütün varlıkların sembolleridir İnan, 200092. Külahın esas kısmı üç karış uzunluğunda kırmızı kumaştan olur, etrafına da üç tane düğme konulur. Astarı kaba ve adi kumaştır. Külahın üç yerine vaşak derisi dikilir; bunlardan biri göz, biri alın ortası, biri de ense hizasına konulur. Göz üzerindeki kısma türlü türlü boncuklardan diziler konur. Külahın alın kısmı da süslenir. Külahın tepe kısmı beyaz koyunyününden örülmüş kalın kaytanla doldurularak zikzak şeklinde dikilir; ortasına dokuz düğüm kabartma yapılır. Külahın ense kısmı aynı dikişle doldurulur İnan, 200092-93. Şamanların ayin yaparken kullandıkları bir diğer malzeme şaman davuludur. Ayin için elbisenin önemi yoktur, fakat şaman davulu önemlidir ve bu olmadan ayin bir kuvvet ifade etmez Radlof, 1976234. Şamanların davul sahibi olmaları koruyucu ruhlarının emriyle olur. Hiçbir şaman kendi arzı ve isteğiyle davul yaptıramaz; yaptırdığı davulu koruyucu ruh veya ruhlar tarafından kabul edilmedikçe kullanamaz İnan, 200094. Şaman, şamanlık için gerekli bilgiyi atalarından aldıktan sonra davulunu kullanmayı, ruhları çağırmayı öğrenir Radlof, 1976232. Davul tüngür daire veya yumurtamsı biçimde olur. Davulun kasnağı tercihen kayın veya sedir ağacından yapılır. Davul yapılacak ağaç obadan uzakta bitmiş, insan ve hayvan dokunmamış temiz ve sağlam olmalıdır. Davul yapıldıktan sonra ardıç ağacı yakılıp tütsülenir, ruhlara şarap serpilir İnan, 200094. Davulun derisi ise geyik veya dağ keçisi derisindendir. Davulun iç kısmında tahta kenarın uzunluk mihveri boyunca takılmış değnek şeklinde bir sap vardır. Bu sap, kollarını uzatmış ayakta bir insan şeklinden ibarettir. Buna davul sahibi manasında “tüngür asi” derler Radlof, 1976235. Bunun üzerinde pek çok demir parçacıkları ve levhacıkları olup bunlar, davul sallanırken kuvvetli ses çıkarırlar. Bundan başka sapa kırmızı ve mavi renkte ve atalar tarafından takdis edilmiş şeritler iliştirilmiştir. Ayrıca davul derisinin hem iç hem de dış kısmında kırmızı ve beyaz şekiller çizilmiştir. Bunlar şamanist dünya görüşü ile kurban merasimlerini aksettiren şekillerdir. Bu resimler yerdeki bazı mevcudat ile gökteki efsanevi varlıklara aittir. Sağda ay, solda güneş resmi onların üzerinde de birçok yıldız vardır. Ayrıca Ülgen’in kızlarını tasvir eden resimler ile kuş, geyik, at, ağaç vs. şekiller de bulunur. Bunlardan başka ayin icra edilen bir sahne de resmedilmiştir İnan, 200096. Her davul, şamanın ölümünden sonra ormana götürülüp parçalanır ve bir ağacın dalına asılır; şamanın ölüsü de bu ağacın yanına gömülür. Şamanın defni esnasında hususi ayin ve merasim yapılmaz, ilahiler de okunmaz. Şamanlar, mümkün olduğu kadar, obadan ve yollardan uzak bir tepeye hayvan sürülerinin yaklaşamayacağı yere defnedilir İnan, 200095. Davulun tokmağı da davul ve cüppe gibi özel törenle hazırlanır. Bu tokmak kayın ağacından yahut sığın geyik boynuzundan yapılır. Şaman, davulu sol eliyle sapın ortasından tutar, sağ eline de “orbu” adı verilen tokmağı alır. Tokmak ağaçtan yapılmış olup, bazen oldukça ustalıkla oyulmuştur. Tokmak kendisi yassı, üzeri davula vurulduğunda boğuk ses çıkmasını temin etmek için keçe ile onun da üzeri, kıllı hayvan derisiyle samur, kakım veya tavşan derisi kaplanır İnan, 200095. Şamanların Görevleri Kamların geleneksel Türk dini içerisinde belli bir konumları vardır. Ancak onların faaliyetleri, statüleri ve fonksiyonları sınırlıdır Günay, 2003120. Şamanların başlıca vazifesi ruhlarla temas kurmaktır Güngör, 2002266. Kamların, Tanrı veya tanrılar ile insanlar ve ruhlar arasında aracılık yapma yeteneğine sahip olduğuna inanılmaktadır. Toplumda ölüm ve hastalık gibi birçok kötülükler ruhların işi olarak görülmektedir. Onların, trans esnasında ruhları hükümleri altına alabildikleri; ölülerle ve tabiat ruhları ile bağlantı kurabilecekleri, hastalanan yani ruhları çalınan Anadolu’da bugün hala çalınma durumu köyler de ve yüksek mezralarda yaygındır kimselere şifa temin edebilecekleri, ateşe hâkim olabilecekleri, dertlilerin şikâyet ve dileklerini dinleyerek onlarla Gök Tanrı ve öteki kutsiyetler arasında aracılık yapabilecekleri kabul edilmekteydi. Onların toplumsal hayattaki önemleri ölümlerinden sonra kendilerine gösterilen saygıda da devam etmiş ve kamlar ölümlerinden sonra ailenin ve kabilenin koruyucuları sayılmışlardır. Ancak onlar, toplumsal hayatın ve hatta toplumun dini yaşayışının tamamına hiçbir şekilde hâkim olamamışlardır Günay, 2003123-130. Şamana ancak kısırlık veya zor doğum gibi ruhlarla temasa geçilmek suretiyle halledilebilecek zor meselelerde müracaat edilir. Şaman, bazen ölenin ruhunun geri dönmesini önlemek için cenaze törenlerine çağrılır, yeni evlileri kötü ruhlardan korumak için düğünlerde de hazır bulunur Eliade, 1999213-214. Şamanizm’e göre yeryüzünde bulunan bazı kötü ruhlar insan vücuduna girerek iç organları yemek ya da insan ruhunu çalıp yeraltına götürmek suretiyle insanı hasta eder. Bu durumda şaman kötü ruhlarla anlaşmaya çalışır ve bazen ruhu bir hayvanın vücuduna girmeye ikna ederek hastanın iyileşmesini sağlar. Bazı durumlarda ise şaman yer altı dünyasına inerek hastanın ruhunu çalan kötü ruhları bularak onlarla anlaşır ve şartlarını yerine getirerek çalınan ruhu geri getirir Eliade, 1999214. Şaman çok zor durumlar da bir felaket anında da genelde çağrılır. Şaman geldikten sonra atalarından felaketin sebebini anlamak için haber getirmek amacıyla kısa bir ayin yapar. Bu iş bitince sebebi bildirerek ne yapılması gerektiğini söyler Radlof, 1976236. Şamanlar ata ruhlarından aldıkları kuvvet ve ilham ile ruhların hangi tabiatta ve huyda olduklarını, nelerden hoşlandıklarını, hangi cins kurbandan memnun kalacaklarını bilirler. Şamanlar iyi ruhların insanlar için faydalı yönlerinin devamını sağlamaya, kötü ruhların zararlı faaliyetlerini önlemeğe çalışırlar Sarıkçıoğlu, 198394. Şamanist Türk boylarının ayin ve törenlerini iki kısma ayırmak mümkündür; 1 Önemli günler de yapılması gerekli ayinler, 2 Tesadüfî olaylar dolayısıyla yapılan özel ayin ve törenler Eberhard, 199676. Sonuç Eski Türklerin dini hayatları ve inanışları üzerinde ortaya atılan tezlerden biri Türklerin Şamanizm’i din olarak kabul etmiş olmalarıdır. Bu konuda birçok araştırma yapılmış, yapılan araştırmaların sonucunda araştırmacıların bir kısmı Şamanizm’in Türklerin dini olduğunu belirtirken diğer kısmı ise bunun tersi görüşü benimsemişlerdir. Batılı bilim adamları, Türklerin dini sistemlerine “Şamanizm” demekle aslında büyük bir yanılgıya düşmüşlerdir. Bunun sebebi bozkır kavimlerini özellikle de Türkleri yakından tanımıyor olmaları idi. Eski Türkler dinle iç içe bir yaşam sürmüşlerdir ve genellikle birçok dinin mensubu olmuşlardır. Toplumun gelişmesini sağlayan en önemli unsuru din oluşturmuştur ki Türkler mensubu oldukları dinlere ve o dinin diğer topluluklar içerisinde ki mensuplarına da katkıda bulunmuşlardır. Eski Türk dini, Gök dini, Gök Tanrı merkezli, onun etrafında şekillenmiş, tamamen kendine özgü bir monoteizmdir. Türkler yaratıcıyı “Tengri” kelimesi ile ifade etmişlerdir. Tengri, eski Türk inancında, tek yaratıcı olarak din sisteminin merkezinde yer almaktadır. Eski Türk vesikalarında çoğu kez “Kök-Tengri” adı ile zikredilmektedir. Bundan yola çıkarak eski Türk inancına “Kök-Tengri Dini” adı verilmiştir. Eski Türk dini içinde cinlere, ruhlara emir veren, sihri bir inanç sistemi olan Şamanizm ve şamanlık meselesi Türk kültür çevresinde tartışılan önemli bir konudur. Temelde ruhi hastalıkların tedavi edilmesinde kullanılan Şamanizm din gibi algılanmasına rağmen din değildir. Şamanizm Türk kültür araştırmaları çevresinde hala önemini koruyan bir konudur. Kendine uygun yöntem ve teknikleri kullanan Şamanizm yaygın olarak Orta Asya ve Sibirya’da kendini göstermiş olup günümüzde de etkileri hem bahsi geçen coğrafya da hem de oradan etrafa yayılan halklar ve onların etkiledikleri halklar arasında etkisini devam ettirmektedir. Anadolu’da görülen örf, adet, gelenek ve göreneklerimiz içerisinde Şamanizm’den ya da Gök-Tanrı dininden kalma bazı kalıntıları görmek mümkündür. Şamanizm’in etkilerinin günümüzde yaşıyor olması din olarak Şamanizm’in kabul edildiği anlamının çıkarılmasını gerektirmez. Aksine, dini hayat içerisinde devam etmesini kültür hayatımız açısından değerlendirmek daha doğru olacaktır. Bugün birçok mecrada bu konu hakkında çok fazla kirli bilginin olması ve özellikle yayın organları aracılığı ile şaman inancının ve eski Türk dininin farklı şekillerde anlatılamaya çalışılması maalesef üzücüdür. Meseleye taraf olarak bakmaktansa “nerede o eski bayramlar” dercesine eski Türk yaşantısını ve geleneklerini merak edip araştırmalı yaşatabildiklerimizi yaşatmalıyız. Halil Can AKGÜN Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Tezli Yüksek Lisans Öğrencisi. İletişimhalilcanakgunn Not Bu makale; Yörükçe Dergisi, Yaz 2018 3. sayısında yayınlanmıştır. Kaynak KAYNAKÇA ♦ BULUÇ, S. 1948. “Şaman”, İslam Ansiklopedi, C. XI, ♦ DONUK, A. 1988. “Eski Türk Dini Şamanizm mi idi?”, Türk Dünyası Tarih Dergisi, III/14, s. 7-11. ♦ EBERHARD, W. 1996. Çinin Şimal Komşuları, Çev. Nimet Uluğtuğ, AnkaraTTK Basımevi. ♦ ELİADE, M. 1999. Şamanizm, Çev. İ. Birkan, Ankaraİmge Yayınları. ♦ GÖKALP, Z. 1976. Türk Medeniyeti Tarihi, Haz. İsmail Aka-Kazım Yaşar Kopraman, İstanbulKültür Bakanlığı Yayınları. ♦ GÖMEÇ, S. 2003. “Eski Türk İnancı Üzerine Bir Özet”, Tarih Araştırmaları Dergisi, Sayı 33’ten Ayrıbasım, s. 79-104. ♦ GÖMEÇ, S. 1998. “Şamanizm ve Eski Türk Dini”, PAÜ Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı4, s. 38-50. ♦ GÜNGÖR, H. 1998. “Eski Türk Dininin İsimlendirilmesi Üzerine”, Türk Bodun Bilimi Araştırmaları. ♦ GÜNGÖR, H. 2002. “Eski Türklerde Din ve Düşünce”, Türkler, C. III, s. 261-282. ♦ GÜNGÖR, Ü. 2003. Başlangıçlarından Günümüze Türklerin Dini Tarihi, İstanbulRağbet Yayınları. ♦ İNAN, A. 1976. Eski Türk Dini Tarihi, İstanbulKültür Bakanlığı Yayınları. ♦ İNAN, A. 2000. Tarihte ve Bugün Şamanizm, Materyaller ve Araştırmalar, AnkaraTürk Tarih Kurumu Yayınları. ♦ KAFESOĞLU, İ. 1992. “Asya Türk Devletleri”, Türk Dünyası El Kitabı, s. 111-125, 127-145. ♦ KAFESOĞLU, İ. 1999. Türk Milli Kültürü, İstanbulBoğaziçi Yayınları. ♦ KAŞGARLI Mahmud 1992. Divanü Lugati’t-Türk, ÇevBesim Atalay, Cilt III, Ankara. ♦ OCAK, A. Y. 1997. Kültür Tarihi Kaynağı Olarak Menakıbnameler, AnkaraTTK Yayınları. ♦ ÖGEL, B. 1979. Türk Kültürünün Gelişme Çağları, AnkaraKömen Yayın Dağıtım. ♦ RADLOF, W. 1976. Sibirya’dan Seçmeler, Çev. Ahmet Temir, İstanbulMilli Eğitim Basımevi. ♦ RASONYI, L. 1971. Tarihte Türklük, AnkaraTürk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları. ♦ SARIKÇIOĞLU, E. 1983. Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi, İstanbulBayrak Yayımcılık. ♦ Yusuf Has Hacib, 1991. Kutadgu Bilig, ÇevR. AnkaraTDK Yayınları. Sibirya Şamanları ayin sırasında bir de davul kullanırlar. Şaman giysisinden daha eski olduğu anlaşılan bu alet, Şaman giysisinin bugün artık ortadan kalkmış olduğu yerlerde bile kendini korumuştur. Türk-Moğol halklarında Şaman davulları, genel çizgileri ile aynı biçimdedir. Güney ve Kuzey Altay halklarında davulun parçaları, hazırlanması, yapısı ve deriye çizilen şekillere dair Radloff Anohin Potanin, Potapov-Menges’de geniş bilgiler vardır. Şaman davulunun adı Radloff’da tünür, tüñür ya da tür’dür. Potanin’de tüñir, Anohin’de ise, tünür ya da çalu olarak geçer. Şorlarda bu davula tür denir. Radloff kendi saptadığı her üç şeklin Moğolcadan geldiğini yazar. Anohin’de geçen çalu ise, Türkçe olup çal- yükleminden yapılmış bir addır. Oysa bu yazara göre çalu, davulun içinde bulunan ve Şamanı simgeleyen tahta sapın adıdır. Cübbe gibi davul da Şamanın mesleğe çağrılmasından hemen sonra, ata ruhlarının verdiği esin üzerine yapılır. Erkek Şamanların davulu ile kadınlarınki arasında bir fark yoktur. Ancak çocuk Şamanların davulu daha küçüktür. Radloff’a göre, davulun şekli az çok ovaldir. Anohin bunun yanında ayrıca yuvarlak davullardan da sözeder. Nitekim Şorlarda davulun her iki şekline rastlanır. Bunlarda tasvir edilen davulun çapı 76 santimetredir. Potanin ise, yalnız yuvarlak davullar gördüğünü yazmıştır. Davulun kasnağı tercihen kayın ya da sedir ağacından yapılır. Bu ağacın temiz, zedelenmemiş ve oturulan yerlerden uzakta olması gerekir. Ayrıca ona insan eli değmemiş ve herhangi bir hayvanın yaklaşmamış olmasına da özen gösterilir. Davulun derisi geyik ya da dağ keçisi derisinden yapılır. Bunu eski bir avcı kültürünün belirtisi olarak kabul edenler vardır. Derinin seyrek olarak tay derisinden yapıldığını göz önünde tutanlar ise bunu, at besleyenlere has bir kültürün kalıntısı olarak açıklamışlardır. Davulu ustaları yapar. Şaman yeni davulu kutsamak için, dualar okuyarak ardıç tütsüsüne tutar, üstüne kımız serper. Davul yalnız dinsel törenlerde kullanılır. Davulun derisi hasar görürse, yenilenir; eski deri ormanda bir ağaca asılır. Şaman ölünce davulu parçalanıp mezarının yanında bulunan bir ağaca asılır. Her Şamanın, biri yedek olmak üzere, iki davulu vardır. Şorlarda Şamanların bütün meslek yaşamları boyunca kullandıkları davul sayısı 3-9 arasında değişir. Potapov-Menges Şorlarda davulun yapılmasına dair geniş bilgi vermiştir. Onlara göre, Şaman adayının mesleğe çağrılması üzerine, bağşı olduğu oymağın halkı ormana gider. Burada Şaman, dualar ederek büyük bir dinsel ayin yaparken, davulun bütün parçaları üç gün içinde hazırlanıp bir araya getirilir, sonra üzerine resimler çizilir. Aynı yazarlara göre Şaman adayı bu şekilde hazırlanan davulu önce koruyucu ruhu olan Muz-tag “Buz dağ”’a sunar. O da bunu, adları ile çağırılan oğullarına gösterir. Bunların tümü, Muz-tag’ın çevresinde bulunan yüksek birer dağdır. Sonra Muz-tag kendisi davulu gözden geçirerek bununla ne kadar tören yapılacağını saptar. Aday bundan sonra davulu, bir söylentiye göre, Ülgen’in annesi, başka bir söylentiye göre ise, karısı olan Tazı Kan “Dazlak Han”’a sunar. Üç gün sonra da büyük bir törenle bu davul Erlik’e gösterilir. Kurban olarak ona içki sunulur. Yeraltı dünyasının bu büyük ruhu da davulu inceleyip adayın bununla kaç yıl Şamanlık yapacağını ve bu arada kaç kurban sunacağını bildirir. Bu şekilde saptanan süre dolunca, çok kez Şaman gerçekten ölür ya da dağlarda, bozkırda kaybolup gider. Davulun iç kısmı, kayın ağacından yapılmış bir sapla iki eşit kısıma ayrılmıştır. Güney Altaylılar ile Karaorman halklarında bu sap, insan şeklinde yapılmış olup eski, ölmüş bir Şamanı simgeler. Bu tür êsi “davul sahibi”’dir. Bunun göğüs hizasından çaprazlama geçirilmiş olan bir demir çubuk kiriş, kolları oluşturur. Yukarıda sözü geçen sap, bu çubuğun alt kısmında genişleyerek kalçaları ve biraz aşağıda da bacakları meydana getirir. Bu kısımlar bazı davullarda yoktur; sapın üstünde bazen Şamanın kendisini simgeleyen bir insan resmi bulunur. Şorlar ile Kumandılarda davulun içinden geçen uzunlamasına sapın üstüne çeşitli süsler oyulmuştur. Şaman bu saptan altı köslü ala mars “altı gözlü ala kaplan” diye sözeder. Güney Altaylılarda kirişin iki yanına madeni parçalar asılıdır. Bunlar Şamanı kötü ruhlardan koruyan silahları simgeler. Bazı halklarda, Şamanın emrinde bulunan ruhların sayısı kadar çıngırak takıldığı da görülür. Güney Altaylılarda davulun derisindeki resimler kırmızı ya da beyaz taş boya ile çizilir. Bunu çizenlere yürüçi denir. Resimler davulun hem dış, hem de iç yüzünde bulunur. Bunlar Şamanist dünya görüşü ile kurban törenlerini yansıtan şekillerdir. Davulun derisinin üstündeki resimler, yerdeki bazı varlıklar ile gökteki efsanevi varlıklara aittir. Yukarıya doğru sağda ay, solda güneş resmi vardır. İkisinin yanında görülen iki küçük daire, güneşin doğuşunu ve batışını simgeler. Bunların arasındaki noktalar yıldızları gösterir. Ayrıca Ülgen’in kızlarını gösteren resimler ile kuş, geyik, ağaç vb. şekiller de vardır. Davulun derisinin içindeki resimler “davulun sahibi” ile kirişi anlatır. Biraz altta davulun kasnağının yapıldığı, tanrısal kökenli kayın ağacı ile davulun derisinin yapıldığı geyik ve nihayet yeraltı denizinde yaşayan bir yılan; kirişin üst tarafında ise güneş, ay ve yıldızların resimleri göze çarpar. Ayinin başında Şaman, yardımcı ruhları davulun iç kısmında toplar. Şorlar ile Kumandılarda da davulun üstüne çizilen şekiller, Güney Altaylılarınkinden farklı olup daha çok Abakan Türklerinden sayılan Sagay, Beltir ve Kaçlarınkine benzer. Bunlarda davulun yüzü ikiye ayrılarak üst kısma göğe ait, alt kısma ise yeraltına ait varlıkların resimleri çizilmiştir. Şorların Şaman davulunda az çok bir evren görüşü ifade edilmeye çalışılmıştır. Burada yere ait herhangi bir şeye rastlanmaz. Gök ise, yeraltı dünyasına karşı hakim bir durumda görülür. Öte yandan Güney Altaylılarda yeraltı dünyası hiç yansıtılmaz. Burada göze çarpan, daha çok yeryüzü sakinleri ile kurban törenlerine ait sahnelerdir. DAVULUN TOKMAĞI Radloff, Anohin, Potanin ve Potapov-Menges’e göre, Güney Altaylılarda tokmak orbu genç bir kayın ağacından yapılır. Davula vurulan kısım, sesin boğuk çıkmasını sağlamak için, kakım, samur ya da tavşan ayağı derisi ile kaplanır. Kuzey Altaylıların Kuznetsk çevresindeki bazı halklarında tokmak yerine, doğrudan doğruya bir tavşan ayağı kullanılır. Tokmağın diğer yüzüne süs olarak 3 ya da 9 halka takılıdır. Şaman, davulu tokmakla “kamçıladığı” için ona “kamçı” denir. Yine Kuzey Altaylılardan sayılan Şorlarda tokmak orbog uzun saplı bir kaşığa benzer. Buna beyaz renkli, erkek bir tavşanın derisi geçirilir. Bunlarda tokmak, davuldan bir yıl önce hazırlanır ve Ülgen için yapılan törenler hariç olmak üzere, diğer ayinlerde davulun yerine kullanılır. Şamanlıkta davulun ne amaçla kullanıldığına dair bir takım fikirler öne sürülmüştür. Priklonskiy’e göre, Yakutlarda davul, ruhlar dünyasına giden Şamana eşlik ettiği söylenilen hayvanı simgeler. Nitekim Yakut efsanelerinde o “Şamanın atı” diye geçer. Buryatlarda da davul, Şamanın ayin sırasında yaptığı gezilerde bindiği “at”tır. Bu da olasılıkla bu yörede davulun at derisinden yapılmış olmasından ileri gelmektedir. Nitekim bunun yerine maral ya da geyik derisi kullanılan yerlerde, davulun adı “maral” ya da “geyik” olarak geçer. Yakut efsanelerinde Şamanın, davulu üzerinde yedi kat gökte uçtuğundan söz edilir. Altay Türklerinde davulun tokmağına “kamçı” denilmesi de bundandır. Ancak Şaman ayinlerinde davulun eskiden de kullanılıp kullanılmadığı belli değildir. Harva’ya göre, davulun ne amaçla yapıldığını anlamak için şu özelliklere dikkat etmek gerekir denildiğine bakılırsa, Altaylılarla Yakutlarda Şaman, ruhları davulun içinde toplar. Radloff’a göre, kam ruhları davul ile tokmağın arasına sıkıştırarak uzaklaştırır. Nihayet, Şaman giysisinin kötü ruhları ürkütmek için kullanılması gibi, davulun da sesi ile onları korkutmaya yaradığına hükmedilebilir. Davul yerine bazen yay da kullanılır. Radloff, Lebed ırmağı çevresinde bir kamın yay ile Şamanlık yaptığına tanık olmuştur. Anohin de Altay bölgesinde erkek ve kadın Şamanların küçük bir yay yölgö ile Şamanlık yaptıklarını yazar. Radloff’a göre, Kırgız Şamanları davul yerine kopuz çalarlar. Ayrıca onların dört köşe bir tahta parçası ile zil ve çıngıraklar takılı bir de asası vardır. Baksı bir süre çalıp söyledikten sonra coşar ve asasını sallayarak oynamaya başlar. İki baksı bir arada Şamanlık yaptığı zaman, biri çalar, öteki asası ile oynar. Priklonskiy’in yazdığına göre, davulu bulunmayan Yakut Şamanı da ayin sırasında asa kullanır. Ulaşmak istediğiniz bağlantı geçersiz veya yayından kaldırılmış. Özge Mine SARIÇAM / osaricam Bazı şeylere takılmadan insanlarla uyum içinde yaşayabilmek için, kendinizi kandırmanız gerekir. Optimistler acıdan, pesimistler de mutluluktan kaçmak için kendini kandırır. Ne var ki kendini kandırmak, başkasını kandırmaktan çok daha fazla vicdanını yorar insanın. İşte hayatın yarattığı en büyük ironilerden biri... İşte bu noktada psikoloğa gidip tedavi görmeye başlarız ve onlar da bilinçaltına ittiğin, farkına varmadan seni rahatsız eden olayları bir bir yüzeye çıkarmana yardım ederler. Freud, psikanaliz tekniğiyle psikolojik rahatsızlıkların temelinde yatan sorunların çocuklukta oluştuğunu ve onları bilinçüstüne çıkararak iyileştirebileceğini kanıtlamıştı. Ancak şimdi sizi şamanların yüzlerce yıldır kullandığı, tüm psikoterapi tekniklerin bir toplamı olan "şamanik yolculuk"la tanıştırmak istiyorum. Uzman psikolog Pınar Kaya, kullandığı onlarca modern teknikten sonra gözünü atalarından kendisine miras kalan "şamanizm"e çevirdi ve "şamanik yolculuk" adını verdiği teknikle şamanların fiziksel ve ruhsal iyileştirme tekniğini günümüz psikoterapisine kattı. Röportajdan sonra beni de şamanik yolculuğa çıkardı. Yer altı dünyasının girişini gördüğüm bu yolculuğun ikinci aşamasını bir sonraki yazımda anlatacağım. İlk yolculuğumun inanılmaz tecrübesini ise aşağıda... Ne zamandır şamanik yolculukla uğraşıyorsunuz? Pınar Kaya Şamanik yolculuğu kısa süredir aktif şekilde uygulamaya başladım. Ama öncesinde uzun bir süre araştırma yaptım. Birçok kaynak okudum. Psikoterapi eğitimleri aldım. Dünyada kabul gören teknikleri ben de kullanıyorum. Şamanik yolculuk yapan insanların tepkisi ne oldu? Şamanik yolculuk yaptırdığım kişiler bunun çok güzel açılımları olduğunu söylediler. Uzun süre psikoterapiye devam ettikten sonra şamanik yolculuk yaptırdığım danışanlarım dramatik bir gelişme gösterdiler. Şamanik yolculuk dışında kullandığınız yöntemler neler? Bilinçaltına hitap eden ve göz hareketleriyle yapılan bir teknik olan EMDR’ı kullanıyorum. Sanat terapisini kullanıyorum. Bilişsel davranışçı terapiyi kullanıyorum. Bir sürü teknik biliyorum ancak şamanik yolculuk tüm bunların bütünleşmiş hali denebilir. Bunu siz mi buldunuz? Hayır, şamanlar bunu binlerce yıldır yapıyorlar. Ben sadece araştırdım ve okuduklarımdan anladığım, yapılan şeyin bir şifa çalışması olduğu. Bu kimi zaman psikolojik şifa, kimi zaman da fiziksel şifa amacıyla yapılıyor. “ŞAMANA GÖRE; HASTAYSAN, NEDENİ NEGATİF ENERJİLER” Psikolojik ya da fiziksel olup olmadığına enerji kendi mi karar veriyor, yoksa siz mi o alana yönlendiriyorsunuz? Şaman kültürüyle yaşayan toplumlarda hastalandığınızda, bizdeki gibi doktora değil de şamana gidiyorsunuz. Şaman, hastalığın neyse, bunu negatif enerjilere bağlayarak vücudunun bu nedenle hasta olduğuna inanıyor. Ve onları uzaklaştırdığında sen de iyileşmiş oluyorsun. Fiziksel ya da ruhsal olsun, şaman kültürünün hastalığı yorumlama şekli bu. Bizde hastalıklar nasıl enfeksiyon kapma, dokularda bozulma gibi terimlerle açıklanıyorsa şaman kültüründe de bu şekilde açıklanıyormuş. Vücudundaki enerji dengesizliğini düzeltmeye yönelik iyileştirme yöntemini deniyorlar. Psikoterapide nasıl oluyor bu? Psikoterapide, gelen danışanın bu problemi kendi çözmesi için ona rehberlik ediyoruz. Biz terapistler olarak kimse için yolculuğa çıkmıyoruz, sadece onu bu yolculuğa çıkması için teşvik ediyoruz. Bunu yapabilmek için kişinin kendi sorununu tam olarak tespit etmiş olması gerekmez mi? Tespit etmesi için de yardımcı oluyoruz. O halde birisi size geldiği anda hemen şamanik terapi uygulayamazsınız değil mi? Evet, önce birkaç seans konuşmam gerek. Asıl problemi anladıktan sonra o problemin kaynağına inme adına şamanik yolculuk yaptırıyorum. Bu yolculuk esnasında da gidilen yer “yer altı dünyası”. “GÖLGE TARAFIMIZ YER ALTI DÜNYASINDA” Yer altı dünyasından kastınız ne? Yer altı dünyası bütün mitolojilerde var. Şaman mitolojisinde de... Örneğin karanlıklar tanrısı Hades vardır. Yer altı dünyasına bütün kahramanlarınız iner. Orası kendi içsel savaşınızı verdiğiniz bir savaş meydanı gibidir. Şamanizmde de, mitolojilerde de yer altı dünyasının özelliği bizim gölge tarafımızın orada bulunması. Kusurlarımız, negatif taraflarımız, kişiliğimizin sevmediğimiz yönleri yer altı dünyasında bulunuyor. Aynı zamanda hastalıklarımızın sebebi, ölmüş kişiler de oradadır. Şamanik yolculukta da yer altı dünyasına indiğimiz için tüm bu şeylerle karşılaşma fırsatımız oluyor. Modern psikoloji açısından bakıldığında aslında burası “bilinçaltı”. Freud’un bilinçaltına gitmek için çocukluğa inmesi gibi… Burada çocukluğunun da mı dışına çıkıyorsun? Freud’un çocukluğa inme meselesi, çocukluktan beri yaşanan şeylerin bilinçaltında bastırılmasından kaynaklı. Büyüdükçe yaşanan şeyler, yasaklar, ayıplar, günahlar gibi sebeplerle bastırılıyor. Ya da bazı sebeplerle görmek, kabul etmek istemediğimiz şeyleri bastırıyoruz. Freud’daki bilinçaltı eşittir yer altı dünyası diyebiliriz. Terapide çocukluğa inilmesinin nedeni, bilinçaltındaki düşünce ve duyguların kökenlerinin çocukluk çağında oluşması. “Çocukluğunda ne yaşadın da böyle hissetmeye başladın” mantığı. Modern psikolojinin yanıt veremediği noktada mı şamanik yolculuk devreye giriyor? Freud tekniği yetersiz mi? Freud dışında da birçok teknik var. Her hastaya her yöntem iyi gelmiyor. Örneğin analitik teknikle çözemediğimizi bilişsel davranışçı yöntemle çözmeye çalışıyoruz. EMDR ya da sanat terapisi de bunlardan biri. Ve bunu, şu işe yaramadı buna geç şeklinde yapmıyoruz. Hasta geldiğinde bunu değerlendirip, ona hangi tekniğin iyi geleceğine karar veriyoruz. Şamanik yolculuk herkeste işe yarar mı? Herkeste işe yaramayabilir. Herkes inanmayabilir, denemek istemeyebilir. “SANİYEDE 3 VURUŞ YAPAN DAVULLA DÜNYANIN MERKEZİNE YOLCULUK” Bir de “dünyanın merkezi” diye tanımladığınız bir yer var. Yer altı dünyasından farkı ne? Şamanik yolculuğa şamanlar dünyanın merkezinden başlıyorlar. Türkçe’de yurt kelimesi var ya, yurt kelimesi eski Türkçe’ye şaman kültüründen gelmiştir. Yurt, eski Türklerin yaşadığı çadıra denirmiş. Daire ya da çokgen şeklinde bir çadır ve tepesinde baca deliği var. Çünkü tam ortada ateş yakıyorlar. Şaman ateşin yanında oturur ve o ateşin yukarı çıkan dumanıyla yolculuğa çıkar. Sanki o yukarı çıkan duman, onun dünyalar arasında gezmesini sağlayan bir merdivendir. Ritüelde kullandığı bir diğer şey de davuludur. Şaman davulunun özelliği saniyede 3 vuruş yapmasıdır. O ritimde davul çalarak, dumanla birlikte yolculuğa çıkar. Saniyede 3 vuruş yapan ritimler bizim beynimizde teta dalgaları oluşturuyor. Teta dalgaları da uykuyla uyanıklık arasında bir trans halidir. O trans esnasında yolculuğa başlıyor. Ve o sırada o yer şaman için, “dünyanın merkezi” oluyor. Dünyanın merkezinde ne var? Dünyanın merkezi bütün farkındalığının açık, bütün düşüncelerinin net olduğu, duygularına hakim olduğun trans hali demek. Dünyanın merkezi aslında bir yer değil, bir bilinç hali. Ayrıca dünyanın merkezi demek yurdun içinde o oturduğun noktada, Göktanrı’yla Yertanrı’nın buluştuğu noktada olman demek. Gökyüzüyle yeryüzünün enerjilerinin birleştiği noktada olduğun için dünyanın merkezindesin. Seninle de önce dünyanın merkezini bulacağız. Dünyanın merkezine geldiğimi nasıl anlayacağım? Bütün dikkatin uyanık ve bilinçli olacaksın. Kendini çok rahat, huzurlu ve güvende hissedeceksin. Bu ilahi ışıkla kendini adeta bir hissedeceksin. O senin için dünyanın merkezi olacak. Orada bir takım şeyler görebilirsin; nehir, dağ gibi. Zaten o esnada onları tarif ediyor olacaksın. Dünyanın merkezinde yer altı dünyasının girişini de göreceksin. Ve sen dünyanın merkezindeyken, güç hayvanın yanına gelecek. Güç hayvanı ne? Neden ona ihtiyacım olacak? Yer altı dünyası biraz korkunç bir yer olabilir. Güç hayvanın orada sana yardım edecek. Cevabını aradığın soruları ona sorabilirsin. O seni bulacak. Ve hangi hayvan olduğu, seninle ilgili önemli ipuçları verecek. Peki şamanik yolculuğu bir tek siz mi yapıyorsunuz? Varmış, yeni yeni öğreniyorum. Ama ben bunu daha ciddi ve daha nitelikli yaptığımı düşünüyorum. sitesini de aldım, hala yapım aşamasında ancak bunu markalaştırıp, yazılar paylaşmaya başlayacağım. Çünkü psikoterapiyle yaptığımız şey aynı ve aslında bu bizim kültürümüz. Türk kültüründe de Şamanizm inancı vardı. Mesela şu an altında oturduğumuz söğüt ağacının dallarını suyun içinde bekletip ağrısı olan insanların alnına sürerlermiş. Asprinin ham maddesi söğüt ağacından yapılıyor. Bu, binlerce yıldır süregelen bir bilgelik ve devam ettirmek gerekiyor. “YAŞANAN ANIYI TAMAMEN UNUTTURMAK MÜMKÜN DEĞİL” EMDR da yapıyorum dediniz. Bazı psikologlar EMDR’ın direkt sonuç odaklı olduğunu ve rahatsızlık veren şeyi hafızadan atmanın bir süre sonra üç katı büyümüş şekilde gün yüzüne çıkacağını savunuyorlar. Bugüne kadar EMDR yaptığım danışanlarımdan hiçbirinde böyle bir geri dönüş almadım. Yani o sorun onun hayatından tamamen kalkıyor… Doğru uygulanırsa, evet. Belki o kişilerde yanlış veya eksik uygulandığından bir süre sonra yeniden karşısına çıkmıştır. Ama bu teknik de, bir uzman tarafından doğru bir şekilde uygulandığında birçok kapı açıyor bize. EMDR “Eternal Sunshine of the Spotless Mind” filmindeki gibi hafızadan belli kişileri ya da olayları silebiliyor mu? Yaşanan bir anıyı tamamen unutturmak mümkün değil. Sadece anının yarattığı olumsuz etkiyi ortadan kaldırmak mümkün. Örneğin, ben değersizim, yetersizim gibi düşüncelerin kaynağını bulup o kaynağı temizliyoruz. Bunu temizlemek için de oluşan o değersizlik, yetersizlik düşüncesinin gerçekçi olmadığını fark ettiriyoruz. Bu olumsuz düşüncelerin altında bir sürü kaynak olabilir. En önemlisini bulup, tekrar gözden geçirtiyoruz danışanla beraber. “SADAKATSİZLİK, ALDATMA SEBEBİYLE GELEN ÇOK” En sık rastladığınız şikayet hangisi? İlişkilerle ilgili sadakatsizlik, aldatma gibi sebeplerle geliyorlar. Bir de çift terapisine gelen çok oluyor. Bunların dışında en çok karşılaştığım sorun, panik atak. Onun dışında millet olarak çok kaygılı bir toplum olduğumuzu da söyleyebilirim. Çok fazla kaygı bozukluğu vakası var. Peki ne kadar ücret ödemek gerekiyor? Ben seans başına 250 tl alıyorum. Bazen gruplar halinde çalışmak isteyenler olabiliyor, o zaman grup indirimi yapıyoruz. Mesela şamanik yolculuğun grupla birlikte yapılan “otantik hareket” diye bir çalışması var. En az 6 kişilik gruplarla çalışıyoruz. O zaman grup terapisi olduğu için fiyatı biraz düşürüyoruz. “BEBEKKEN OTANTİK HAREKET EDİYORDUK AMA KETLENDİK” Otantik hareket ne? Otantik hareket deyince aklınıza ne geliyor? Yoga hareketleri… Yogada rahatlamayı sağlayan hareketler var ama bu hareketlerin belli kuralları var. Otantik hareket tamamen içten gelen ve spontan gelişen hareketler demek. Beden dürtüsel olarak hareket ediyor. Peki insan hangi döneminde otantik hareketler sergiler? Bebekken? Doğru! Bebekken ve ilk çocuklukta otantik davranıyoruz. Yetişkin oldukça hareketlerimiz daha kontrollü ve kalıplaşmış hale geliyor. Bu da aslında hayatı algılayışımız ve duygu,düşünce tarzımızı da etkiliyor. Bebek bir şey yaparken, annesi tarafından gelen “yapma” uyarısıyla dünyasını şekillendirmeye başlıyor. Büyüdükçe “yapamam, uygun değil, ayıp, kızarlar” gibi düşüncelerle kendimizi kısıtlamaya başlıyoruz. Otantik hareket çalışmasında da grup halinde gözler kapalı, otantik hareket yapıyoruz. Grubun bir tane gözünü kapatmayan gözlemcisi oluyor. Ona “tanık” diyoruz. Otantik hareket çalışmasında da çocukken oluşan ketlenme sürecini yaşıyoruz ancak tersine. Bize tanıklık eden biri var ama kimse bize “dur, yapma” demiyor. Anlatması zor ancak insanlar yapınca ne demek istediğimi anlıyorlar. Kendini tutma, toplumla bir arada yaşarken ihtiyacımız olan şey değil mi? Otantik hareket, toplum içinde uyumsuz davranışlar sergiletmez mi? Bütün terapilerimizin ortak özelliği toplum içinde yapamayacağımız şeyleri güvenli ortamda deneyimlemek ve böylece bir takım farkındalıklar kazanmak. Buradan edindiğin kazanımlarla dışarıda daha zengin bir hayat yaşayabilirsin. Amaç “otantik hareket” güzeldir demek değil, “bir zamanlar böyleydik, ketlendik, şimdi bu hareket tarzı günlük hayatta bana neler katabilir”e bakmak. Buradan insanlar kendine güvenli ve dinlenmiş çıkıyor. BEYAZ BİR KURT GELDİ VE "SÖZÜNÜ TUT!" DEDİ Pınar, önce koltuğa uzanmamı istedi ve telefonundan saniyede üç vuruş yapan şaman davulu sesini açtı. Kendimi tamamen onun talimatlarına bırakarak gözlerimi kapadım. Tam hipnoz değil, yarı hipnoz tekniğini kullanıyor. Bu nedenle ne gördüğünüzü, ne söylediğinizi hatırlıyorsunuz. Ancak yarı hipnoz sırasında da tüm bedeniniz külçe gibi o koltuğa yapışıyor. Biri, kolunu kaldır dese kaldıramam... Önce "dünyanın merkezi"ni buluyoruz. Orası kendini en güvenli hissettiğin yer. Güneşin yaktığı taş basamaklardan, kendini en güvenli bulduğun yere iniyorsun. Benim indiğim yer bir samanlıktı. Saman kokusunu bile alıyordum, sanki eski kitap kokusu gibi... Bir süre sonra oradan açılan diğer odaları gezerken, kareli ceket giymiş bir korkuluk gördüm. Pınar, bu korkuluğun bana ne dediğini sordu. Durdum, bekledim ve korkuluk konuştu "Seçilmiş kişi!". Hiçbir anlama gelmiyor benim için... Nihayet yukarı, ormana çıktığımda şamanik hayvanımın bana doğru geldiğini gördüm. Bembeyaz bir kurt... Güneş ışıklarının arasından öyle güzel görünüyordu ki! Yer altı dünyasına inerken bana eşlik edecek olan kurtla biraz vakit geçirdim. Hatta içine girip ormanın içinde koştum. Tüylerim rüzgarda dalgalanırken ne kadar da özgür, ne kadar da güçlüydüm! Onun da bana bir mesajı vardı "Sözünü tut!" dedi. Büyük ihtimalle kendime vermiş olduğum bir sözden bahsediyordu ancak yine de hiçbir çağrışım yapmadı. Tüm bu anlamsız parçalar, yolculuğun diğer aşamalarında birleşecekmiş. Her ruh hayvanının özel bir anlamı var. Sonunda yolculuğu bitirdiğimizde Pınar, kurt gören tek danışanının ben olduğumu ve bunu inceleyeceğini söyledi. Birkaç gün sonra ne anlama geldiğini öğrendim. Şayet öğrenmeseydim, çok fazla Game Of Thrones izlediğim için beyaz kurt gördüğümü düşünebilirdim. Merak edenler için kısaca ruh ve güç hayvanı olarak kurt Kurt; sezgilerinizle içgüdüleriniz arasında çok derin bir bağ olduğunu gösterir. Aynı zamanda, önemli meselelerle uğraşırken keskin bir zekanın ortaya çıktığını gösterir. Kurt, tehdit edilmiş hissettiğinize işaret eder ve kim veya hangi durum nedeniyle tehdit edilmiş hissettiğinizi hatırlatmaya çalışır. Belki de ruh hayvanınız sizi kişisel sınırlarınızdaki zorluklara karşı uyarıyordur Kendinizi birine karşı fazla açtığınızı ve geri çekilmek istediğinizi veya o deneyime karşı fiziksel ve duygusal sınırlarınızı güçlendirmek istediğinizi gösterir. Kurt Özgürlüğü simgeleyen güç hayvanı Kurt güç hayvanı, içgüdülerin yönlendirdiği özgür ve güçlü bir yaşama olan iştahı simgeler. Hayatınızın rehberi olarak karşınıza bir kurdun çıkması, günübirlik çabalarınızdaki tutkuyu geri getirebilmeniz için hayatınızı daha özgürce yaşamanız gerektiğine dair bir çağrı anlamına gelir. Kurtlar kolayca evcilleştirilemeyen vahşi hayvanlardır ve ruh rehberi olarak belirdiklerinde, kendinizin gerçek ve güvenilir ifadesini bulmanız konusunda sizi davet eder. Kurt, ruhunuzu canlı tutmaya devam etmenizi hatırlatır ve size en uygun yolu bulmak için içgüdülerinize güvenmeniz gerektiğini söyler. Hisleriniz ve içgüdülerinize olan inancı nelerin sarstığına odaklanmalısınız.

şaman davulu ne ise yarar